|
yapı adası
-
Kentin, birbirine komşu olan, birbirini kesen dört sokağı arasında kalan ve içinden, taşıt dolaşımına açık başka bir yol geçmeyen dörtgen biçimindeki parçası.
-
Building block
-
block
-
Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
-
Yapma, oluÅŸturma, ortaya konulma, meydana getirme.
-
Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür
Örnek:
Yapısı sağlam, güzel bir erkekti. Y. Z. Ortaç
-
Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür.
-
Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
-
Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.
-
Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat.
-
Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu.
-
Structural. architecture. being. blood. build. building. chemistry. composition. conformation. constitution. construction. contexture. corpus. disposition. edifice. erection. fabric. fiber. fibre. form. frame. framework. habit. habit of body. make. m.
-
Build. building. constitution. construction. disposition. erection. make. structure. temperament. vein. edifice. edifice bina. structure strüktür. fabric. configuration. conformation. build.
-
Structure. build. building. constitution. construction. make. edifice. constructing. physique. frame. origin. conformation. fabric. fibre. framing. make up. making. texture.
-
structure
-
structure
-
Yelp, bark; chatter, foolish talk; uncouth person; mouth (Slang)
-
havlama
-
(argo) ağız
-
gevezelik
-
Kesik kesik ve yüksek sesle havlamak
-
Fazla konuÅŸmak, gevezelik etmek.
-
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire
Örnek:
İnziva yerim bazen limanda bir şileptir, bazen bir ada. R. H. Karay
-
Trafiğe açık bir yol üzerinde sola dönüşleri sağlayan, sağ tarafta veya yol ortasında yer alan çizgilerle veya kaldırım taşıyla ayrılmış alan.
-
Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu.
-
Deniz ve göllerde, her yanından sularla çevrili kara parçası.
-
Hat boyunca devam eden papilin iki papil h
-
island
-
île
-
One another
komÅŸu(nedir ne demek)
-
Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad.
-
Sınır ortaklığı bulunan, mücavir
Örnek:
Komşu bahçeler arasında da pek kullanılmayan yan kapılar vardı. Ç. Altan
-
Next-Door. vicinal. neighboring. neighbouring. neighbor. neighbour. adjacent. contiguous. flanking. neighbor. neighbour. jones.
-
Neighbour. neighbouring.
-
Fellow. neighbour. neighbouring. contiguous occupier. vicinal.
-
neighbor
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|