|
yan tesir
-
Yan etki.
-
epiphenomenon.
-
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
Örnek:
Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
-
Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
Örnek:
Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Yer.
-
Üst.
-
Birlikte, beraberinde olma
Örnek:
Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
-
Bedenin bir bölümü.
-
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
-
İkinci derece olan.
-
Yanal.
-
(Kuramsal istatistik) (
) evrendeğerinin (
) kestiricisi için, (
) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
-
Ancillary. aslant. asquint. awry. collateral. flanking. lateral. parietal. side. sidelong. sideward. subordinate. awry. sidelong. flank. side. by-. bye-.
-
Ancillary. cockeyed. flank. lateral. part. side. sidelong. sideways. skew. place. vicinity. direction. auxiliary. subsidiary. askew.
-
Side. flank. neighbourhood. vicinity. diggings. behalf. edge. hand. sideways. sub. way.
-
bias
-
side
-
lateral
-
Etki
Örnek:
Orta malı bayağı birinin tesiri altında... R. H. Karay
-
Bk. etki
-
Effect. influence. impression. efficacy. sway. impress.
-
İnfluence. effect. action. impact. importance. impression. imprint. impulse. power. sway.
-
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
Örnek:
Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
-
Bir etken veya bir sebebin sonucu.
-
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
Örnek:
Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
-
Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
-
-> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
-
Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
-
Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
-
Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
-
effect
-
action
-
Effekt, Wirkung
-
effet
-
effectus
-
Dolaylı yapılan etki.
-
İlaçların istenmeyen veya beklenmeyen etkileri.
-
Bir ilacın kullanışı sırasında asıl etkilerinin yanında meydana gelen etki, ters reaksiyon.
-
Side effect.
-
repercussion.
-
Side effect. aftermath.
-
Advers effect
-
Side effect
-
(çoğ,-na) sonuç yaratmada başlı başına bir etkisi olmayan ve başka olayların yanında yer alan ikinci dereceden bir olay
-
Yan tesir.
-
Yan tesir
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|