Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yakın akraba nedir, yakın akraba ne demek (yakın akraba nnd)

yakın akraba nedir, yakın akraba ne demek?

yakın akraba

  1. Birinci derecede yakınlığı olan akraba.
  2. (en) Near relation / relative.
  3. (en) Near relation / relatives.

yakın (nedir ne demek)

  1. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
  2. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
  3. Aralarında sıkı ilgi bulunan.
  4. Benzeyen, andıran, yaklaşan
    Örnek: Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı. Ö. Seyfettin
  5. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
    Örnek: Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın... S. F. Abasıyanık
  6. Uzak olmayan yer.
  7. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
    Örnek: Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
  8. Bk. kesinlik
  9. İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
  10. Bk. sağlam bilgi
  11. (en) Thick.
  12. (en) Adjacent.
  13. (en) Akin.
  14. (en) Akin to.
  15. (en) Approximate.
  16. (en) Close.
  17. (en) Close-Rage.
  18. (en) Connate.
  19. (en) Connected.
  20. (en) Contiguous.
  21. (en) Convenient.
  22. (en) Familiar.
  23. (en) Handy.
  24. (en) İmmediate.
  25. (en) İmminent.
  26. (en) İnseparable.
  27. (en) İntimate.
  28. (en) Near.
  29. (en) Not far.
  30. (en) Pending.
  31. (en) Proximate.
  32. (en) Within reach.
  33. (en) Close to.
  34. (en) At hand.
  35. (en) Hard.
  36. (en) Analogous.
  37. (en) Bosom.
  38. (en) Parallel.
  39. (en) Pleasant.
  40. (en) Nearby.
  41. (en) Near to.
  42. (en) Close-By.
  43. (en) Who is close to sb.
  44. (en) Very similar to.
  45. (en) Round the corner.
  46. (en) Locally.
  47. (en) Neighbouring.
  48. (en) Nigh.

kesinlik (nedir ne demek)

  1. Kesin olma durumu veya kesin davranış, katiyet.
  2. Bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumu.
  3. Bir niceliğin sayısal değerinin aslına tam uygun olması.
  4. Bir bilginin, bir kanının kuşkuya düşmeden onaylanması durumu. Bu anlamda: 1- (Öznelkesinlik) Düşüncenin hiç bir yanılma kaygısı olmadan bir kanıya katılması durumu. Burada kişisel bir kanı olarak (ahlaksal ve dinsel) inancın kesinliği söz konusudur. Bu türkesinlik nesnel güvenceden yoksundur, bunu gerekli görmez de. 2- (Nesnelkesinlik) Bir bilginin, bilgi temelleri ve konu üzerindeki nesnel görüşlere dayanan güvenilirliği geçerliği. Nesnelkesinlik a. dolaylı bir yolla (belgeler ya da çıkarımlar) sağlanabilir- tarihte ve mantıkta olduğu gibi-, b. dolaysız bir yolla, algılara, yaşantılara dayanarak sağlanabilir.
  5. Deney sonuçlarının tekrarlanabilirliği. Bir yöntemde, tamamen aynı şekilde çalışarak elde edilen sonuçların tekrarlanabilir olması.
  6. (en) Accuracy.
  7. (en) Certitude.
  8. (en) Exactitude.
  9. (en) Finality.
  10. (en) Positiveness.
  11. (en) Certainty.
  12. (en) Definiteness.
  13. (en) Certainty, certitude.
  14. (en) Precision.
  15. (en) Pr.
  16. (al) Genauigkeit
  17. (fr) Certitude
  18. (fr) Précision
  19. (fr) Pr
  20. (la) Certitudo

yak   US UK (nedir ne demek)

  1. Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun öküz türü, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens).
  2. Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımından, Kuzey Tibet çöllerinde 5000 m yükseklikteki alanlarda yaşayan, 90 cm kadar boynuzu olan, vücutları kıllı bir memeli türü.
  3. Tibet'te ve Orta Asya'nın Himalaya bölgesinde bulunan, uzun kaba tüylü, vahşi tipleri kahverengi veya siyah, evcil tipleri beyaz da olabilen boynuzlu sığır.
  4. (en) Bovine mammal native of the high plains of Central Asia.
  5. (en) Its neck, the outer side of its legs, and its flanks, are covered with long, flowing, fine hair.
  6. (en) Its tail is long and bushy, often white, and is valued as an ornament and for other purposes in India and China.
  7. (en) There are several domesticated varieties, some of which lack the mane and the long hair on the flanks.
  8. (en) Yak.
  9. (en) Called also chauri gua, grunting cow, grunting ox, sarlac, sarlik, and sarluc.
  10. (en) Large long-haired wild ox of Tibet often domesticated noisy talk.
  11. (en) Noisy talk.
  12. (en) Large long-haired wild ox of Tibet often domesticated.
  13. (fr) Yack
  14. Tibet yöresine özgü yaban sığırı, yak, zool
  15. (-ked, -king)(A.B.D.) (argo) gevezelik etmek, durmadan konuşmak
  16. Kahkaha ile gülmek, saçma sapan şeylere gülmek.
  17. Çenesi düşmek, saçma sapan konuşmak
  18. (la) Bos mutus

akraba (nedir ne demek)

  1. Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler, hısım
    Örnek: Geceleyin, babam, amcam, akrabamız, hepsi istasyonda idiler. Y. K. Beyatlı
  2. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler.
  3. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
  4. Aynı kandan gelen ya da geldiklerine inanan bireylerle, birtakım uygulama ve kutsamalarla aralarında kan birliği sağlanan bireylere verilen ad. bk.akrabalık, dirimbilimselakraba, atasoyluakrabalık.
  5. (en) Kin, relative.
  6. (en) Related.
  7. (en) Connected.
  8. (en) Akin.
  9. (en) Akin to.
  10. (en) Agnate.
  11. (en) Allied.
  12. (en) Connate.
  13. (en) Consanguine.
  14. (en) Kindred.
  15. (en) Relative.
  16. (en) Flesh and blood.
  17. (en) Cognate.
  18. (en) Connection.
  19. (en) Connexion.
  20. (en) Folks.
  21. (en) Relation.
  22. (en) Relatives.
  23. (en) Family.
  24. (en) Kinsman.
  25. (fr) Parent

birinci derecede (nedir ne demek)

  1. (en) Primary.

birinci (nedir ne demek)

  1. Bir sayısının sıra sıfatı.
  2. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey
    Örnek: Birincisi ne kadar mağrur ise, öbürü o kadar yılışık. Y. Z. Ortaç
  3. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse
    Örnek: Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde... Ö. Seyfettin
  4. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf
    Örnek: Bütün grubu hiç olmazsa ilk ineceğimiz iskeleye kadar birincide götürmek istemişti. R. N. Güntekin
  5. Sinemalarda, bazen ön ve hususinin bir bölümünü kapsayan sıralar; genellikle salonun görüntülükten ortasına doğru uzanan bölümü.
  6. Bir kümenin, bir bölgenin ya da tüm bölgelerin takımları arasında yapılan oyunlar sonucunda puan yönünden en üst sırayı elde eden takım.
  7. (en) Stalls.
  8. (en) First.
  9. (en) The first.
  10. (en) Champion.
  11. (en) Primary.
  12. (en) Premier.
  13. (en) Uppermost.
  14. (en) Winner.
  15. (en) Fundamental.
  16. (en) İnitial.
  17. (en) Prime.
  18. (al) Parkett
  19. (fr) Orchestre

olan (nedir ne demek)

  1. Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
  2. (en) Pron. one.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011