|
yakını yakınma
-
Karşısındaki kişi ya da kişilere, bir durumu yakınarak, sızlanarak anlatma, yakınma, sızlanma, şikâyet.
-
[yakı] n. blister, cataplasm, plaster
-
Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp vücudun bazı yerlerine konulan, koyuca lapa veya özel biçimde yapılmış eczalı parça.
-
Çeşitli etkin maddelerin içine bal mumu, reçine, terementi esansı gibi maddeler de katılabilen, katı veya yarı-katı yapışkan kitlelerin pamuk, keten, kumaş üzerine yayılmasıyla elde edilen ve vücudun çeşitli bölgelerine dışarıdan yapıştırılarak uygulanan bir ilaç biçimi.
-
Blister. cataplasm. plaster.
-
Plaster. blister. cautery. adhesive / sticking plaster. plastering.
-
emplastre
-
Yakınmak (I) işi.
-
Yakınmak (II) işi, şikâyet, şekva
-
Kovuşturulması kişiselyakınmaya bağlı suçlarda, hakkı olan kimsenin C. Savcılığına bir istemde bulunması.
-
Complaining. beefs. jeremiad.
-
İndictment, complaint
-
plainte
-
Hoşnutsuzluk belirten söz ya da yazı, sızlanma, sızıltı, yakınma.
-
Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı, sızlanma, sızıltı, yakınma, yakıntı
Örnek:
Vali ne yapsa, hâkim onu imzalar ve hiçbir şikâyet mevzusu duyulmazmış. A. Ş. Hisar
-
Yakınma, yakını. ~ etmek: yakınmak.
-
Bk. yakınma
-
complaint.
-
Beef. bellyache. complaint. grievance. grouse. grumble. remonstrance.
-
Beef, complaint, grievance, delation, plaint, remonstrance, squawk, information
-
Prep. opposite
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|