|
yabani akdiken
-
Hünnapgillerden, yaprakları almaşık, kırmızı renkli yemişi olan bir bitki (Rhamnus frengula).
-
Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan), evcil karşıtı.
-
Doğada kendiliğinden yetişen (bitki).
-
Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat (kimse)
Örnek:
Babası, dağdan gelme, dangıl dungul bir yabaniymiş. S. M. Alus
-
İnsan ya da insanın yaşadığı yerlere yakın olmayan, doğada bulunan. Vahşî.
-
Bestial. brutal. brute. brutish. fair. feral. haggard. savage. untamed. wild.
-
Savage. wild. untamed. boorish. unmannerly. rough.
-
Wild. untamed. undomesticated. very shy. boorish. crude. barbaric. savage.
-
wild
-
wild
-
sauvage
-
İnsan yaşamayan ıssız yer
Örnek:
Yabanda bitmez, sabanda biter. Atasözü
-
Issız yerde yaşayan veya yetişen canlı.
-
Olan, yabana özgü olan
Örnek:
Yalnız yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler. F. R. Atay
-
Yaban olan, yabana özgü olan
-
Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse
-
Yabancı.
-
Issız kır,ova.
-
Dışarı, başka ülke, gurbet.
-
Ekin Tarlası.
-
Desert. wilderness. wild. savage. strange. stranger.
-
Wild. wilderness.
-
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, alıç (Crataegus monogyna).
-
Ak-diken.
-
Hawthorn, buckthorn, whitethorn, cockspur; haw, quickset, May
-
Bu bitkinin meyvesi.
-
Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç, çiğde (Zizyphus jujuba)
-
Cehrigiller (Rhamnaceae) familyasından, yaprakları almaşlı dizilişte, çiçekleri sarı, koyu kırmızı ya da siyah renkli eriksi tipte meyveleri olan ve yenen, 5-10 m kadar boyda, ülkemizin Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde kültürü yapılan bir tür.
-
jujube
-
Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler
Örnek:
Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar / Bülbülün konduğu dallar perişan. Karacaoğlan
-
Sarma yapılan asma yaprağı.
-
Börek, baklava vb. şeylerde yufka.
-
Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak
Örnek:
Takvimin kapak yaprağını ve günlük yapraklarını kolayca çevirdim. R. H. Karay
-
Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.
-
Eni 50 cm, boyu 75 cm olan bayrak ölçüsü.
-
Birkaç parça eklenerek yapılan şeylerde her parça.
-
1- Bir sığacın iletken, yassı metal üşekleri. 2- Bir eksicik borusunun üst-üşeği.
-
Boş film yapımında, aynı işlemden geçerek bir kezde gerçekleştirilmiş duyarkatlı yüzey. (Aynıyapraktan çıkan boş filmler aynı duyarkat sayısıyla belirlenir).
-
Bitkilerde gövde ve dallar üzerinde meydana gelen, çeşitli şekil ve renklerde, genellikle yeşil renkli, içlerindeki kloroplâstlarla fotosentez ile madde sentezleyen yan uzantı.
-
Bitkilerin solunumunu sağlayan, çoğunlukla yeşil ve türlü biçimlerdeki bölümü.
-
Batch, emulsion batch
-
Laminated. blade. folio. lamina. leaf. sheet.
-
Leaf. plate. sheet. foil. sheet of paper. flake. layer.
-
Folio. sheet. cut form. cut sheet. leaf. grape leaf. layer.
-
leaf
-
platey
-
Charge, Emulsi-onscharge
-
axe
-
feuille
-
Plaque, plateau
-
folium:yaprakçık
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|