|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
çekme
-
Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
-
Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
-
Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
-
İş yaparken giyilen bir tür şalvar.
-
Çekilerek giyilen veya kullanılan
Örnek:
Erkekleri yandan lastikli çekme fotinden başkasını bilmiyorlardı. R. H. Karay
-
Düzgün biçimli.
-
Çekmek işi
-
Çekmece
-
Kolun yada öteki vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendine yaklaştırması.
-
Bk. acı çekme
-
Bk. çevirim
-
Ağacın bünyesindeki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
-
Bk. çekme
-
Çözünen bir maddenin çözünmeyen bir maddeden bir çözücü yardımıyla alınması.
-
Doğuma yardım sırasında yavrunun doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla yavrunun bacak ve baş gibi kısımlarına uygulanan çekme, asılma işlemi, traksiyon.
-
Pull-Off. pull-out. shrinking. towaway. towing. pull. drawing. draw. withdrawal. draft. draught. allure. allurement. extraction. shrinkage. bearing. haul. haulage. hitch. hoist. pluck. soak. traction.
-
Drag. endurance. extraction. haul. pull. traction. wrench. draw. tug. shrinkage. drawer. till.
-
Draft. drag. drawing. hauling. pull. pulling. traction. sending. photographing. drawer. till. absorbtion. tension. adhesion. shrinkage. extrusion. rolling. solid drawn. hoist. lug. haulage. sucking. attraction. induced. throttling. aspiration. bleeding. i.
-
pulling
-
throwback
-
towage
-
traction
-
Lixiviation; leaching
-
Schwinden des Holzes
-
traction
-
Lixiviation; lessivage
-
Üzüntü ya da büyük bunalım duygusu içinde olma.
-
agony
-
Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
-
Zayıf
Örnek:
Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
-
Taneleri ufak, iri karşıtı.
-
Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
-
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
-
Tiz (ses), pes karşıtı
Örnek:
İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
-
Hafif, gücü az
Örnek:
Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
-
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
Örnek:
Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
-
Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
-
Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
-
Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
-
Attic
-
Tricky, trickish, tricksy, delicate
-
vaporous
-
thin
dal
(nedir ne demek)
-
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
Örnek:
Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar! T. Buğra
-
Kol, bölüm, branş.
-
Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube.
-
Arka, sırt.
-
Kol.
-
Omuz
Örnek:
Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm. Halk türküsü
-
Boyun, ense.
-
Çıplak, yalın.
-
Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir.
-
bk.Dalton
-
1. Bitkilerin çoğunlukla yapraksız olan, sapın değişik uzunluk veya büyüklükteki küçük sap ve sürgün kısımları. 2. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, filum, kladus.
-
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
-
Şube.
-
Branch. branch. bough. twig. ramification. subsection. offshoot. arm. offset.
-
Arm. branch. offshoot. section. bough. subdivision.
-
Split pulse, esp. of Cajanus Indicus.
-
Arm. branch. bough. subdivision. limb. twig. stem. offset. offshoot. spreading. spray. switch. succursal. wattle.
-
'From the,' 'by the '.
-
Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier.
-
General Data Access Library.
-
This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking. , 'the Poor' or 'the Meek', related to ''Ani' above and 'Ebion' below.
-
Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line. [From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted.
-
Dedicated Access Line. defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions. from dail, a field The English equivalent is 'dale'.
-
A group of persons. 1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language.
-
Dal. a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters.
-
twig
-
Branch, cladus, phylum
-
phylum
-
branch
-
decaliter.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|