|
yöntem incelemesi
-
Bir işlemin gereği gibi verimli olarak uygulanabilmesi sağlanılmak üzere en kısa yoldan başarıya varılması yollarını araştırma.
-
Research of method
-
Recherche de méthode
-
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem.
-
Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yol, metot.
-
Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics. approach. art. course. means. principle. rule.
-
Method. methodology. form. process. proprieties. technique. wrinkle.
-
Method
-
Methode, Verfahren
-
Méthode
inceleme (nedir)
-
İncelemek işi, tetkik.
-
Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma
Örnek:
İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir. A. Ş. Hisar
-
1- Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak, ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma. 2- Bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt.
-
Observing. compendium. examination. study. research. survey. surveying. analysis. anatomy. checkover. checkup. dissection. inquisition. investigation. perusal. sifting.
-
Breakdown. check. observation. shakedown. study. survey. examination. investigation. exploration. research. scrutiny.
-
Examination. investigation. analysis. canvass. dissertation. inspection. memoir. observation. scrutiny. sifting. study. thesis. verification. vetting.
-
Study
-
I., mak. çivi, pin, saplama; erkek kedi.
-
I. çivi, cıvata, pim
-
Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir.
-
Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli
Örnek:
Eğer bu beğeniş ve güven gerçek bilgi ve ihtisasa dayansaydı şüphesiz daha sağlam, daha verimli olurdu. R. H. Karay
-
Çok yazan, velut
Örnek:
Sonra, sahiden verimli bir de kalemi var! Y. Z. Ortaç
-
Canlı yavrular meydana getirme yeteneğinde olma; yumurta ve sperma meydana getirebilme. Fertil.
-
Abundant. bonanza. copious. effective. efficient. exuberant. fat. fecund. fertile. fruitful. generous. grateful. high-speed. loamy. pregnant. procreant. procreative. producing. productive. prolific. rank. rich. sweet. yielding.
-
Copious. exuberant. fertile. fruitful. pregnant. productive. prolific. rich. profitable.
-
Efficient. fertile. fruitful. productive. rich. yielding. lucrative. fecund. generous. profuse. sweet. teeming. voluminous.
-
Fertile
-
Fertile
-
Fertilis:verimli
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|