|
yöntem bilgisi
-
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul ve sistemlere ilişkin bilgi.
-
Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yola ilişkin bilgi.
-
Bir firmanın üretim teknolojisi veya işletme yönetimiyle ilgili olarak edindiği bilgi ve beceriler bütünü.
-
Know how
-
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem.
-
Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yol, metot.
-
Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics. approach. art. course. means. principle. rule.
-
Method. methodology. form. process. proprieties. technique. wrinkle.
-
Method
-
Methode, Verfahren
-
Méthode
-
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf
Örnek:
Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. H. E. Adıvar
-
İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
-
Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat.
-
Bilim.
-
Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.
-
1. Bireylerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba sarfederek elde ettiği olgular. 2. Bireylerin herhangi bir çaba sarfetmeksizin ulaştığı dışardan verilen olgular.
-
Doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey.
-
1. Bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni
-
Renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni.
-
Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. 2. Bilim.
-
Information
-
Knowledge. learning. cognizance. information. info. data. know-how. acquaintance. conveyance. dope. inside dope. gen. gleanings. griff. griffin. intelligence. line. lore. notice. report. savvy. word. instructions.
-
Data. fact. information. knowledge. learning. lore. report. science. snippet. steer. word.
-
Info. information. knowledge. acquirements. cognizance. data. dope. griff. intelligence. ken. know. know- how. known. known- how. learning. lore. notion. report.
-
1. knowledge. 2. information
-
Information
-
Kenntnis
-
Information
-
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
Örnek:
Genç yaşında üne erişmiş, yönettiği oyunlar afişlerden inmemiş. N. Cumalı
-
Bir yere ulaşmak, varmak
Örnek:
Boyu bir elli beş olduğu için, eli ancak on beşinci düğmeye erişebilmektedir. H. Taner
-
Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak.
-
Zaman gelip çatmak.
-
Reach. attain. achieve. compass. range.
-
Attain. carry. extend. to reach. to attain. to access. to mature. to ripen. ripen.
-
Access. retrieve. to reach. to arrive at. to attain. to mature. to amount to. to ripen. to come. to overtake. to touch. extend. find. go. hit. to have the key to the door. land. make.
-
Popular, in, at a premium
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|