Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yüz boyama nedir, yüz boyama ne demek (yüz boyama nnd)

yüz boyama nedir, yüz boyama ne demek?

yüz boyama

  1. Oyuncuların rollerine uygun biçimde yüz anlatımlannı değiştirmek amacıyla yüzlerini boyamaları işlemi.
  2. (en) Make-Up.
  3. (fr) Maquillage

yüz (nedir ne demek)

  1. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı.
  3. On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
  4. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz
  5. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat
    Örnek: Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor. S. F. Abasıyanık
  6. Kesici araçlarda keskin kenar.
  7. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.
  8. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf.
  9. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.
  10. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.
  11. Nedeniyle, sebebiyle
    Örnek: Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde. Y. Z. Ortaç
  12. Yüzey, satıh.
  13. (Mimarlık) Bir yapının dışa bakan düşeyyüzeylerinin tümü. Örn. önyüz, yanyüz, arkayüz gibi.
  14. Bk. yan
  15. (en) Facade, front.
  16. (en) Facial.
  17. (en) Hundred.
  18. (en) Obverse.
  19. (en) Cast of features.
  20. (en) Countenance.
  21. (en) Dial.
  22. (en) Face.
  23. (en) Front.
  24. (en) Frontispiece.
  25. (en) Kisser.
  26. (en) Mien.
  27. (en) Phiz.
  28. (en) Physiognomy.
  29. (en) Puss.
  30. (en) Snoot.
  31. (en) Visage.
  32. (en) Hecto-.
  33. (en) Side.
  34. (en) Façade.
  35. (en) Surface.
  36. (en) İmpudence.
  37. (en) Cheek.
  38. (en) Reverse.
  39. (en) Yüz the right side.
  40. (en) Aspect.
  41. (en) Favour.
  42. (en) Mush.
  43. (fr) Façade

yan (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
    Örnek: Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
  2. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
    Örnek: Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Yer.
  4. Üst.
  5. Birlikte, beraberinde olma
    Örnek: Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
  6. Bedenin bir bölümü.
  7. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
  8. İkinci derece olan.
  9. Yanal.
  10. (Kuramsal istatistik) (…) evrendeğerinin (…) kestiricisi için, (…) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
  11. (en) Ancillary.
  12. (en) Cockeyed.
  13. (en) Part.
  14. (en) Sideways.
  15. (en) Skew.
  16. (en) Neighbourhood.
  17. (en) Diggings.
  18. (en) Behalf.
  19. (en) Bias.
  20. (en) Side.
  21. (en) Aslant.
  22. (en) Asquint.
  23. (en) Awry.
  24. (en) Collateral.
  25. (en) Flanking.
  26. (en) Lateral.
  27. (en) Parietal.
  28. (en) Sidelong.
  29. (en) Sideward.
  30. (en) Subordinate.
  31. (en) Flank.
  32. (en) Bye-.
  33. (en) Place.
  34. (en) Vicinity.
  35. (en) Direction.
  36. (en) Auxiliary.
  37. (en) Subsidiary.
  38. (en) Askew.
  39. (en) Edge.
  40. (en) Hand.

boyama (nedir ne demek)

  1. Renkli yazma veya mendil.
  2. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan
    Örnek: Kara olan uzun bıyıkları, saçlarına pek uymuyor, boyama bıyığa benziyordu. O. C. Kaygılı
  3. Boyamak işi.
  4. Filmin herhangi bir renge elle boyanması işi. (Renkli film çıkmadan önce, seyirci üzerinde etki uyandırmak amacıyla bazı görünçlükler çeşitli renklere boyanırdı.boyamada pozitif görüntü tek renge boyanır; böylelikle görüntünün saydam bölümleri renkli olduğu halde saydamsız bölümleri değişmez. Renklendirmenin karşıtı).
  5. Doku ve organların ışık mikroskobunda incelenmesi için boyama tekniklerinin uygulanması. Kullanılan pek çok boya asidik ve bazik bileşikleri içerir. Bazik boyaları toluidin mavisi, metilen mavisi, bazik fuksin, tiyonin, safranin, hematoksilen ve karmin; asit boyaları ise oranj G, eozin, Kongo- kırmızısı ve pikrik asit oluşturur.
  6. Metal yüzeyleri boya ile örtme işlemi.
  7. (en) Tint(Ing), tint(ing), dyeing, colouring (ABD: coloring).
  8. (en) Staining.
  9. (en) Coloring.
  10. (en) Colouring.
  11. (en) Painting.
  12. (en) Dyeing.
  13. (en) Stain.
  14. (en) Painted.
  15. (en) Dyed.
  16. (en) Coloured.
  17. (al) Kolorierung, Handkolorierung, Einfärbung, Farbgebung
  18. (fr) Coloriage, coloration
  19. (fr) Peinture

uygun (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
  2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
  3. Orantılı, oranlı.
  4. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
  5. Oranlı.
  6. (en) Amenable.
  7. (en) Becoming.
  8. (en) Central.
  9. (en) Coherent.
  10. (en) Commensurate.
  11. (en) Congruous.
  12. (en) Best fit.
  13. (en) Commensurable.
  14. (en) Compatible.
  15. (en) Concordant.
  16. (en) Conformation.
  17. (en) Congenial.
  18. (en) Consonant.
  19. (en) Convenable.
  20. (en) Suitable.
  21. (en) Agreeable.
  22. (en) Conformable.
  23. (en) Appropriate.
  24. (en) Favorable.
  25. (en) Favourable.
  26. (en) Convenient.
  27. (en) Proper.
  28. (en) Eligible.
  29. (en) Fair.
  30. (en) Well-Matched.
  31. (en) Acceptable.
  32. (en) Accommodating.
  33. (en) Adaptable.
  34. (en) Adequate.
  35. (en) Advisable.
  36. (en) Allowable.
  37. (en) Answerable.
  38. (en) Applicable.
  39. (en) Apposite.
  40. (en) Apropos.
  41. (en) Becomin.
  42. (en) Consistent.
  43. (en) Corresponding.
  44. (en) Decent.
  45. (en) Decorous.
  46. (en) Expedient.
  47. (en) Fitting.
  48. (en) Good.
  49. (en) Happy.
  50. (en) Likely.
  51. (en) Livable.
  52. (en) Okay.
  53. (en) Opportune.
  54. (en) Pertinent.
  55. (en) Presentable.
  56. (en) Propitious.
  57. (en) Proportionate.
  58. (en) Reasonable.
  59. (en) Right.
  60. (en) Seemly.
  61. (en) Strategic.
  62. (en) Timely.
  63. (en) Well.
  64. (en) Correct.
  65. (en) Qualified.
  66. (en) Sensible.
  67. (en) Suited.
  68. (en) Fitting consistent.
  69. (en) Matching.
  70. (en) Good for.
  71. (en) Fit for in line with.
  72. (en) Conform.

biçim (nedir ne demek)

  1. Biçme işi.
  2. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
    Örnek: İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
  3. Yakışık alan şekil, uygun şekil
    Örnek: Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
  4. Herhangi bir şeyin benzeri.
  5. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
  6. Tarz
    Örnek: İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
  7. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
  8. Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
  9. Disketi zararlı ögelerden temizleme.
  10. Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
  11. (en) Bathos.
  12. (en) Figure.
  13. (en) Manner.
  14. (en) Strain.
  15. (en) Well-Proportioned form.
  16. (en) Form.
  17. (en) Shape.
  18. (en) Style.
  19. (en) Cast.
  20. (en) Configuration.
  21. (en) Conformation.
  22. (en) Face.
  23. (en) Fashion.
  24. (en) Figuration.
  25. (en) Format.
  26. (en) Genre.
  27. (en) Guise.
  28. (en) Make.
  29. (en) Mode.
  30. (en) Semblance.
  31. (en) Morpho-.
  32. (en) Stripe.
  33. (en) Method.
  34. (en) Model.
  35. (en) Turn.
  36. (en) Turn of phrase.
  37. (al) Form
  38. (fr) Forme

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.018