|
yüzmek
-
Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak
Örnek:
Yüzmek bilmediği için on dakika içinde boğulmuştu. S. F. Abasıyanık
-
Yüzme sporu yapmak.
-
Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak.
-
Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak
Örnek:
Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir. H. Taner
-
Dalgalanmak
Örnek:
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. M. A. Ersoy
-
Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak.
-
Derisini çıkarmak, derisini soymak.
-
Çok para istemek.
-
Bathe. float. ride. shave. strike out. swim. go for a swim.
-
Bathe. float. swim.
-
Bathing. buoy. float. swim.
-
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm.
-
Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü.
-
Giysinin kolu saran bölümü
Örnek:
Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu. O. C. Kaygılı
-
Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal.
-
Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça.
-
Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü.
-
Bir koltukta, bir divanda kol dayamaya yarayan parça.
-
Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, branş.
-
Eski alıcı ve göstericilerde, aygıtı çalıştırmak için elle döndürülen, alıcı ya da göstericinin düzeneğini devindiren sap.
-
crank
-
Branch. arm. foreleg. sleeve. handle. stick. branch. subsection. crank. embranchment. flipper. limb. offset. ramification. rod. rounds. tappet. wing.
-
Arm. branch. crank. department. handle. limb. rounds. section. tappet. tributary. subdivisionarm. sleeve. foreleg. flipper. bar. lever. club. team. gang. troupe. patrol. column.
-
branch
-
sleeve
-
Kurbel, Handkurbel
-
manivelle
-
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü
Örnek:
Yorgun vücudunu zahmetle taşıyan ince bacakları üstünde doğruldu. P. Safa
-
Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ.
-
Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak.
-
Oyun kâğıtlarında oğlan, vale.
-
Kalça kemeri ile ayak arasında kalan kısım.
-
Hlk. Sığır gövde etinde cidagonun ön tarafında kol üzerinden döş hizasına kadar uzanan kaslardan elde edilen pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma.
-
Crural. leg. limb. pin. shank. shin. stump.
-
Jack. leg. limb. shank. knave.
-
Pin. leg. shank.
-
leg
-
jambe
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|