|
yüksek atlama
-
Vücudu, bacakların sıçrama gücü ile yerden keserek bir engelin öte yanına geçirmeye dayanan bir spor dalı.
-
Vücudu, bacakların sıçrama gücü ile yerden keserek yüksek bir engelin öte yanına geçirme. (Atletizmde belli kurallarla uygulanır.)
-
1- İki direk arasında amaçlanan yüksekliğe yatık olarak konmuş çıtayı, tek ayağın sıçrama gücü ile hiç bir araç kullanmadan aşma. 2- Bu yolla en yükseği aşmak için yarışılan atletizm dalı.
-
High jump
-
Hochsprung
-
Saut en hauteur
-
Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
Örnek:
... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin
-
Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
Örnek:
İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner
-
Güçlü, etkili, şiddetli.
-
Derece veya makamı bakımından üstün.
-
Normal değerlerin üstünde olan, çok
Örnek:
Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk
-
Erdemli, faziletli.
-
Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
-
Yukarıda, üst tarafta olan yer
Örnek:
Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal
-
Elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
-
Dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
-
High. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.
-
Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma.
-
Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı
Örnek:
Biraz daha geçti, sırıkla yüksek atlama müsabakası ilan olundu. M. Ş. Esendal
-
Atlamak işi.
-
Vücudun, sıçrama gücü ile bulunduğu dayanak yüzeyinden koparak ayrı bir düzeye konması.
-
Bir filmdeki devinimin doğal akışını değiştiren, şaşırtıcı sonuçlar, çarpıcı etkiler sağlamakta kullanılan kesim.
-
1- Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma ya da belli bir yükseklikten aşırma. 2- Bu yolla en uzağaatlamak ya da en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
-
Jump (cut)
-
omission.
-
Jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.
-
A jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.
-
vault
-
Jumping event, vault
-
Biidsprung, Sprung
-
Sprung
-
saut
-
Ayaklarla, birdenbire yeri teperek kısa süre havaya yükselme.
-
Sıçramak işi.
-
Ayakların birbiri ardı sıra yeri itmesiyle yerden kopma ve kısa süre havada kalma.
-
Gelişme koşusundan hız alarak, ayağın itme gücüyle vücudu yerden koparıp uzağa ya da havaya fırlatma.
-
Spring. jumping. bouncing. springing. skipping. splash. leap. start. bounce. jump. vaulting. bound. caper. capriole. gambol. hop. rush. saltation. skip. spring. take-off. vault.
-
Bounce. bound. hop. jump. leap. spring. jumping.
-
Bounce. bound. caper. dash. frisk. gambol. hop. jump. jumping. start.
-
Rhytmic jump
-
Absprung
-
sautillement
-
Spring
-
Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.
-
Hearness. leaf. reed. weaving reed.
-
Consuming power.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|