|
yüksek anlıksal süreçler
-
Duyum ve imgelere karşıt olarak yaratıcı imge ile birlikte bütün yapıcı düşünme süreçleri.
-
Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan
Örnek:
... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. Ö. Seyfettin
-
Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
Örnek:
İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor. H. Taner
-
Güçlü, etkili, şiddetli.
-
Derece veya makamı bakımından üstün.
-
Normal değerlerin üstünde olan, çok
Örnek:
Türk milletinin karakteri yüksektir. Atatürk
-
Erdemli, faziletli.
-
Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
-
Yukarıda, üst tarafta olan yer
Örnek:
Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. M. Ş. Esendal
-
Elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
-
Dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
-
High. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.
-
high
-
Anlıkla iigili.
-
İntellectual, of or pertaining to the mind or intellect, mental, rational
-
Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses
Örnek:
Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır. A. İlhan
-
Belli bir sonuca götüren işlem basamakları dizisi.
-
Continuum. duration. course. process.
-
process.
-
Process. operation.
-
process
-
Prozez
-
processus
-
Duyu.
-
Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber, istihbarat.
-
Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim, ihsas.
-
1- Bir kimsenin, yalınç bir uyaranın sinir hücrelerinde oluşturduğu itmeyi duyması. 2- Bir duyusal sinirle beyne ulaşan uyaran.
-
Sensation. sense. sensation ihsas.
-
sensation
karşıt(nedir ne demek)
-
Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
-
1- Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlışkarşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.) 2- Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. "Bütün insanlar ölümlüdür." "Hiç bir insan ölümlü değildir." Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: "Bütün insanlar ölümsüzdür." gibi.)
-
Contrary. opposite. contradictory. adverse. reciprocal. antipathetic. antipathetical. antithetic. antithetical. converse. cross. inimical. jarring. opponent. opposed. reciprocating. reverse. athwart. objector. anti-. contra-. contra.
-
Abhorrent. adverse. alien. contrary. converse. opposite. reverse.
-
Opposite. contrary. antagonistic counter. anti. in disagreement. opposed. converse. inimical. opponent. retrograde.
-
contrary
-
opposite
-
contraire
-
contrarius
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|