|
yöntem bulgusu
-
Bir malın ya da bir durumun ortaya konulmasına, sürüp gitmesine, yönetilmesine, ortaya çıkmasını önlemeğe ilişkin teknik yollar konusundaki bulgu.
-
Process invention
-
Verfahren
-
İnvention de procédé
-
Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem.
-
Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yol, metot.
-
Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar.
-
Bir işlemin yapılması yolu.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics.
-
Cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics. approach. art. course. means. principle. rule.
-
Method. methodology. form. process. proprieties. technique. wrinkle.
-
method
-
Methode, Verfahren
-
méthode
-
proc
-
Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey.
-
Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice.
-
Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın belirlenmesine yarayan olgu veya olay, belirgi, araz, semptom.
-
Aristoteles'In Poetika'sında bir kişinin başkasını çeşitli izlerden, eşyalardan ve yaptığı hareketlerden, dolayı tanıması. Bilgisizlikten bilgiye geçiş.Dgr.: Yun. Anagnorisis
-
Adli ve idari soruşturmalarda elde edilen, olayın aydınlatılmasına katkısı olabileceği düşünülen ve ilgili makamlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda delil niteliği kazanabilecek her türlü öge.
-
Belirti.
-
Bulunan şey, keşif.
-
Anlayış.
-
İlham.
-
Symptom. evidence. finding. discovery. find. indication.
-
Find. finding. symptom. discovery.
-
Discovery. invention. diagnosis. find.
-
sign
-
Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
Örnek:
Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin
-
Büyükbaş hayvan
Örnek:
Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz
-
Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.
-
Bayağı, aşağılık, kötü kimse
Örnek:
İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay
-
Esrar.
-
Orospu.
-
İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
-
Goods. merchandise. property. possessions. holding. asset. chose. commodity. hereditament. ware.
-
Asset. commodity. effects. goods. holding. livestock. merchandise. property. wares.
-
A prefix in composition denoting ill, or evil, F. male, adv., fr. malus, bad, ill.
-
In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
-
See Malice.
-
Chattel. commodity. goods. livestock. merchandise. riches. wealth. property. possession. estate assets. scoundrel. bastard. piece article. manufactures. ware. supplies. consignment. produce. farm stock. asset. capital. goods and chatt.
-
Malfunction.
-
Skydiver talk for Malfunction. prefix, bad, abnormal.
-
William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion. nIII: duty, obligation; obliged.
-
Minimum Analytical Limit.
-
goods
ilişkin(nedir ne demek)
-
İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik
Örnek:
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler... Anayasa
-
Related. concerning. regarding. respecting.
-
Regarding. relative. concerning. relating to.
-
Corresponding. relating to. concerning. regarding. about.
-
corresponding
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|