Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > yönelim etkisi nedir, yönelim etkisi ne demek, yönelim etkisiin anlamı, ingilizcesi (yönelim etkisi nnd)

yönelim etkisi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






yönelim etkisi

  1. Özdeciksel. çiflucayların, yönelimlerine bağlı olan etkileşimleri.
  2. Özdeciksel. çiflucayların, yönelimlerine bağlı olan etkileşimleri.
  3. (en) Orientation effect
  4. (al) Orientierungseffekt
  5. (fr) Effet d'orientation

yönelim (nedir ne demek)

  1. Yönelme durumu.
  2. Kendi durumunu veya bulunduğu yerin durumunu başka yerlere göre belirleme.
  3. Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlar karşısında belirlediği tutum.
  4. Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı, doğrulum, güne doğrulum, tropizm.
  5. Bir buzsul ya da bir özdecik içinde öğecik kümelerinin ya da o özdeciklerin belirli doğrultularda yönelmiş olarak düzenlenimleri.
  6. 1- Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlarda kendi yönünü, tutumunu belirlemesi. 2- Bir kimsenin türlü ilişkiler içinde yer ve zamanı seçme, koşulları değerlendirme konusunda bilinçli olarak davranması.
  7. (en) Orientation. tropism doğrulum. tropizm. intention. tendency.
  8. (en) orientation
  9. (al) Austrichtung
  10. (fr) orientation

etki (nedir ne demek)

  1. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
    Örnek: Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
  2. Bir etken veya bir sebebin sonucu.
  3. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
    Örnek: Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
  4. Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
  5. -> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
  6. (en) Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
  7. (en) Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
  8. (en) Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
  9. (en) effect
  10. (en) action
  11. (al) Effekt, Wirkung
  12. (fr) effet
  13. (la) effectus

bağlı (nedir ne demek)

  1. Bir bağ ile tutturulmuş olan
    Örnek: Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
  2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
    Örnek: Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
  3. Sınırlanmış, sınırlı.
  4. Kapatılmış olan, kapalı.
  5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
  6. Sadık
    Örnek: Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
  7. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
  8. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
  9. mülzem.
  10. İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
  11. (en) Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
  12. (en) Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
  13. (en) Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
  14. (en) coupled
  15. (al) Gekuppelt
  16. (fr) accouplé

olan(nedir ne demek)

  1. Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
  2. (en) [Olan] pron. one

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük