|
yönelik yayın
-
Yöneltilmiş uyargalar kullanarak bir yenden ötekine telsiz yayımı.
-
Yöneltilmiş uyargalar kullanarak bir yenden ötekine telsiz yayımı.
-
Beam transmission
-
Richtsendung
-
Transmision en faisceau
-
Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih
Örnek:
Bir büyük ve değerli özelliği de, Türk geçmişinin ve bugünün sentezine yönelik bir yaklaşım içinde bulunuşu idi. H. Taner
-
İntended. intended for.
-
Directed. aimed at. devoted to.
-
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey, neşriyat.
-
Radyoyla yapılan sesyayını; radyoyayını
-
Bir televizyonyayınında, izlenceyle ilgili sesinyayını; sesyayını
-
Elektromıknatıs dalgaların özelliklerinden yararlanılarak ses ve resim imlerinin gönderilmesi; ses ve resimyayını
-
Bir televizyon vericisinin, görüntü ve ses imlerini almaçlarda izlenmek üzere göndermesi
-
Bu görüntü ve ses imlerinin tümü; izlence; televizyonyayını.
-
Kemikli balıklar (Teleostei) takımının,Yayın balığıgiller (Siluridae) familyasından, 3 m kadar uzunlukta, vücudu uzun ve çıplak, Avrupa ve Anadolu'da yaşayan kemikli balıkların en büyüğü olan bir tür.
-
Şerit arakonakçılarından, başı büyük, ağzı geniş, derisi pulsuz, eti yenir bir balık türü.
-
Radiobroadcasting (transmission, relay),
-
Sound broadcasting (transmission), sound and vision transmission, 4-
-
Publishing. air. edition. publication.
-
Broadcasting. edition. publication.
-
İssue. publication. broadcast.
-
sheatfish
-
catfish
-
Transmission, television transmission (broadcast, broadcasting), broadcast(-ing),
-
publication
-
Hörfunk, Hörrundfunk, Tonrundfunk, Klangübertragußg,
-
Ton- und Bildübertragung, 4-
-
Sendung, Fernsehsendung, Übertragung, Fernsehübertragung, Ausstrahlung, Fernsehausstrahlung, Bildsendung, Bild
-
Wels
-
Radiodiffusion (sonore),
-
Radiodiffusion, transmission du son,
-
glane
-
Silure d'Europe
-
Radiodiffusion sonore et visuelle, radio-télévision, 4-
-
Transmission (télévisuelle), télétransmission, télé-émission, diffusion
-
Silurus glanis
-
Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk.
-
Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılan esnek parça.
-
Zemberek.
-
Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç
Örnek:
Karınları hallaç yayından kopup fırlamış gibi beyaz. R. H. Karay
-
Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası.
-
Bir eğriden alınan parça.
-
Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça.
-
Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan burcun adı.
-
Çember, elips, parabol gibi ağrilerin bir parçası.
-
Çember, elips, parabol gibi ağrilerin bir parçası.
-
Esnek metal parça.
-
Ok atmaya yarayan, iki ucunun arasına kiriş gerilmiş eğri ağaç ya da metal çubuk.
-
Yaz, sıcak mevsim.
-
Arc. arch. bow. coil. coil spring. release. spring.
-
Arc. arch. bow. release. spring.
-
Arc. bow for shooting an arrow. bow with which a stringed instrument is played. bedspring. watchspring. arch. curve. bow.
-
arc
-
spring
-
Feder
-
Bogen
-
arc
-
ressort
-
Bu kadar.
-
Akımmıknatıssal dalgalara kaynaklık eden, çoğu kez bir elektriksel titreşim çevriminin beslediği iletken tel.
-
Akımmıknatıssal dalgalara kaynaklık eden, çoğu kez bir elektriksel titreşim çevriminin beslediği iletken tel.
-
antenna
-
Antenne
telsiz(nedir ne demek)
-
Teli olmayan.
-
Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç
Örnek:
Telsiz dediğimiz de nihayet sonunda gene tele dayanıyor. R. H. Karay
-
Wireless. wireless. radio. walkie-talkie. transceiver.
-
Radio. wireless. radio-set.
-
Wireless. not wired. radio.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|