|
whole colored
-
Tüm, toplam
-
Tam, bütün, tüm
-
Sağlam, sağ, iyi, sağalmış, iyileşmiş
-
Tüm, bütün, kül
-
Tam şey
-
toplam
-
Melez Güney Afrikalı.
-
renkli
-
Beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup
-
Tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan
-
Aldatıcı, göz boyayıcı.
-
[color (Amer.) ] boyamak, renk vermek, renklendirmek, renk katmak; çarpıtmak, saptırmak, abartmak, kızarmak
-
Tek rengi olan.
-
Yalnız basit bir renk veren (ışık).
-
Tek bir rengin açık-koyu değerleri ile yapılan (resim).
-
Belirli bir dalga boyunda olan (ışık).
-
Monochromatic, monochrome
-
monochrome.
-
monochrome
-
Monochromatisch, einfarbig
-
monochromatique
-
monochrome
-
Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek:
Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
-
Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek:
Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
-
Bir kadeh içki.
-
Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
-
Yalnızca.
-
Hiç, hiçbir
Örnek:
Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
-
İki ile bölünemeyen (sayı).
-
Sessiz, hareketsiz, uslu.
-
Biricik, eşi olmayan.
-
Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
-
İndividual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
-
A Siberian ibex.
-
Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
-
uneven
-
mono
-
Rengi olan
Örnek:
Narın ağacı ne kadar civelek, çiçeği ne ince, kabuğu ne renklidir. R. H. Karay
-
Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan
Örnek:
Havaya renkli fişekler atıyordu. P. Safa
-
Neşeli, canlı, ilgi çekici
Örnek:
Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin. H. Taner
-
Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
-
Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.
-
Colored. coloured. colorful. colourful. hued. lithochromatic. painted. staining. stirring. hued.
-
Coloured. colourful. jazzy. lurid. colored. colorful. lively. vivid.
-
Colo red. vivid. lively. amusing.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|