Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > what time do we board nedir, what time do we board ne demek (what time do we board nnd)

what time do we board nedir, what time do we board ne demek?

what time do we board   US UK

  1. Ne zaman biniyoruz

what   US UK (nedir ne demek)

  1. Hangi, ne, neyi, neleri
  2. Ne
  3. Ne kadar
  4. Bir şey
  5. (Bazen ingilizcede what kelimesi ile baslayan cümlecikler Türkçe cümlede fiil içinde belirlenir

time   US UK (nedir ne demek)

  1. Ayarlamak
  2. Uydurmak
  3. Saat tutmak
  4. Tempo tutmak.
  5. Vakit, zaman
  6. Süre, müddet
  7. Devir, devre
  8. Mühlet, vade
  9. Saat, dakika
  10. Mat
  11. Ayarlamak, kurmak, zamanlama yapmak, saat tutmak, süre tutmak, zamanlamak, temposunu belirlemek, tempo tutmak

do   US UK (nedir ne demek)

  1. Gam (II) dizisinde "si" ile "re" arasındaki ses.
  2. Bu sesi gösteren nota işareti.
  3. (en) Syllable attached to the first tone of the major diatonic scale for the purpose of solmization, or solfeggio.
  4. (en) It is the first of the seven syllables used by the Italians as manes of musical tones, and replaced, for the sake of euphony, the syllable Ut, applied to the note.
  5. (en) In England and America the same syllables are used by many as a scale pattern, while the tones in respect to absolute pitch are named from the first seven letters of the alphabet.
  6. (en) To place; to put.
  7. (en) To cause; to make; with an infinitive.
  8. (en) To bring about; to produce, as an effect or result; to effect; to achieve.
  9. (en) To perform, as an action; to execute; to transact to carry out in action; as, to do a good or a bad act; do our duty; to do what I can.
  10. (en) To bring to an end by action; to perform completely; to finish; to accomplish; a sense conveyed by the construction, which is that of the past participle done.
  11. (en) To make ready for an object, purpose, or use, as food by cooking; to cook completely or sufficiently; as, the meat is done on one side only.
  12. (en) To act or behave in any manner; to conduct one's self.
  13. (en) To fare; to be, as regards health; as, they asked him how he did; how do you do to- day? To succeed; to avail; to answer the purpose; to serve; as, if no better plan can be found, he will make this do.
  14. (en) Deed; act; fear.
  15. (en) Ado; bustle; stir; to do.
  16. (en) Cheat; a swindle.
  17. (en) To perform work upon, about, for, or at, by way of caring for, looking after, preparing, cleaning, keeping in order, or the like.
  18. (en) Wash all grease and dirt off walls and woodwork Patch cracks in walls and ceilings before painting Seal all new surfaces with a primer Scrape off all loose paint and sand the surface to a smooth finish Stir paint thoroughly before any applications Allow new plaster to dry before painting Properly ventilate area to be painted DON'T Don't expect good results on dirty surfaces Don't paint over a damp surface with oil-base paints Don't apply the second coat of paint until the first coat has dried properly Don't sand woodwork across the grain Don't change cans of paint in the middle of a wall area Don't add thinner to the product unless directions call for it.
  19. (en) Dissolved Oxygen - a measure of the oxygen dissolved in water expressed in milligrams per liter.
  20. (en) In Japan; any art that is practiced to develop both technical and spiritual maturity is considered a do, a 'way' to harmonize body and mind.
  21. (en) Dissolved oxygen.
  22. (en) The Way or Path 'The Way means to be one with the Will of the Universe and embody its function If you are even slightly apart from it, it is no longer the Way.
  23. (en) Doctor of Osteopathy DOs complete a training, certification and licensing program that is almost exactly the same as that of an allopathic medical doctor They are licensed to perform surgery and write prescriptions.
  24. (en) Abbreviation for doctorate of osteopathy.
  25. (en) Way/Path The Japanese character for 'DO' is the same as the Chinese character for Tao In aikiDO, the connotation is that of a way of attaining enlightenment or a way of improving one's character through aiki.
  26. (en) To deal with for good and all; to finish up; to undo; to ruin; to do for.
  27. (en) The syllable naming the first note of any major scale in solmization create or design, often in a certain way; 'Do my room in blue'; 'I did this piece in wood to express my love for the forest' travel or traverse ; 'This car does 150 miles per hour'; 'We did 6 miles on our hike every day' carry on or manage; 'We could do with a little more help around here' get done; 'I did my job' proceed or get along; 'How is she doing in her new job?'; 'How are you making out in graduate school?'; 'He's come a long way'.
  28. (en) The first degree of the major scale.
  29. (en) Way' or 'path ' When this term is used as a suffix to a particular style of the Japanese martial arts, it is indicitive of more than just a means of combat Do indicates a discipline and philosophy with moral and spiritual connotations, with the ultimate aim being enlightenment.
  30. (en) Way' or 'path' When this term is used as a suffix to a particular style of the Japanese martial arts, it is indicitive of more than just a means of combat Do indicates a discipline and philosophy with moral and spiritual connotations, with the ultimate aim being enlightenment.
  31. (en) Disolved Oxygen.
  32. (en) Tone of the scale MO - a moment UP - to raise.
  33. (en) Doctor of Osteopathic Medicine Signifies a physician who graduated from an osteopathic medical school Osteopathic philosophy focuses on the unity of each of the body systems in relationship to maintaining balance and health Graduates receive training in all of the standard medical and surgical arts, with additional training in manual medicine and osteopathic manipulative treatments.
  34. (en) The mid-section of the body It is a valid target in competitive matches.
  35. (en) Defaulted then bankruptactive, other UI Unreinsured.
  36. (en) A) Way, path, etc This word was used frequently in Chinese and Japanese philosophy in the sense of the way of doing an act in the moral and ethical spheres well as the simple physical Jigoro Kano 'borrowed' it from these sources b) Trunk of the body.
  37. Bir gamın birinci ve son notası.
  38. Eğlenti, toplantı
  39. (did, done) etmek, yapmak, eylemek
  40. İcra etmek, kılmak, ifa etmek
  41. Başa çıkmak, başarmak
  42. Tamamlamak
  43. Hazırlamak, tertip etmek
  44. Hareket etmek, davranmak
  45. Bir halde olmak
  46. İşini becermek
  47. Kafi gelmek, yetişmek
  48. Tercüme etmek
  49. Oynamak (piyes)
  50. Belirli bir mesafe katetmek
  51. Fiilin anlamını ve emir cümlesini kuvvetlendirmede
  52. Yapmak, etmek; tamamlamak, meydana getirmek; neden olmak; düzenlemek, temizlemek; rolünü üstlenmek; ilgilenmek; uymak; ayağını kaydırmak; dolandırmak (Argo)

we   US UK (nedir ne demek)

  1. Biz, bak.
  2. Biz

board   US UK (nedir ne demek)

  1. Tahta döşemek, tahta kaplamak; yiyecek sağlamak (parayla); binmek; pansiyoner olarak kalmak
  2. Kereste, tahta
  3. Çoğ., (tiyatro) sahne
  4. Oyun tahtası (satranç)
  5. Mukavva
  6. Masa, sofra
  7. Yiyecek, içecek, iaşe
  8. İdare heyeti
  9. Geminin yanı veya bordası
  10. Volta seyrinde bir rüzgara karşı gidilen yol
  11. Tahta döşemek, tahta ile kaplamak
  12. Para karşılığında yiyecek içecek temin etmek
  13. (vapur veya trene) binmek
  14. Pansiyoner olmak
  15. Denç borda etmek.

ne zaman (nedir ne demek)

  1. (en) When.

zaman (nedir ne demek)

  1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
    Örnek: Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
  2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
    Örnek: Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
  3. Belirlenmiş olan an.
  4. Çağ, mevsim.
  5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
  6. Dönem, devir
    Örnek: Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
  7. Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
    Örnek: Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
  8. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
  9. Bk. çağ
  10. (Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
  11. Bk. evre
  12. Si biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut.
  13. Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.
  14. Vakit; çağ.
  15. (en) Whilst.
  16. (en) Bout.
  17. (en) Leeway.
  18. (en) Space.
  19. (en) Beat.
  20. (en) The enemy.
  21. (en) İnterval.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Date.
  24. (en) Father time.
  25. (en) Hour.
  26. (en) Season.
  27. (en) Tense.
  28. (en) Time.
  29. (en) When.
  30. (en) While.
  31. (en) Sands.
  32. (en) Juncture.
  33. (en) Tide.
  34. (fr) Temps

hangi (nedir ne demek)

  1. İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı
    Örnek: Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı
  2. (en) Whichever.
  3. (en) Whatever.
  4. (en) Which.
  5. (en) Whatsoever.
  6. (en) What.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014