Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > verimli nedir, verimli ne demek, verimliin anlamı, ingilizcesi (verimli nnd)

verimli nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






verimli

  1. Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir.
  2. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli
    Örnek: Eğer bu beğeniş ve güven gerçek bilgi ve ihtisasa dayansaydı şüphesiz daha sağlam, daha verimli olurdu. R. H. Karay
  3. Çok yazan, velut
    Örnek: Sonra, sahiden verimli bir de kalemi var! Y. Z. Ortaç
  4. Canlı yavrular meydana getirme yeteneğinde olma; yumurta ve sperma meydana getirebilme. Fertil.
  5. Yumurta ve sperma oluşturma, yavru meydana getirme yeteneğinde olma, fertil.
  6. (en) Abundant. bonanza. copious. effective. efficient. exuberant. fat. fecund. fertile. fruitful. generous. grateful. high-speed. loamy. pregnant. procreant. procreative. producing. productive. prolific. rank. rich. sweet. yielding.
  7. (en) Copious. exuberant. fertile. fruitful. pregnant. productive. prolific. rich. profitable.
  8. (en) Efficient. fertile. fruitful. productive. rich. yielding. lucrative. fecund. generous. profuse. sweet. teeming. voluminous.
  9. (en) fertile
  10. (fr) fertile
  11. (la) fertilis:verimli

verim (nedir ne demek)

  1. Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman.
  2. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere
    Örnek: Nil, kendisini hayalinin eşsiz verimine kaptırmış, neler düşünüyor, ne tablolar çiziyor, ne oyunlar ve ne yalanlar hazırlıyor. R. H. Karay
  3. Uluslararası birimle "hektar başına kental" olarak tarladan elde edilen ürün.
  4. Birim ham özdek başına elde edilen ürünün % olarak gösterilmesi.
  5. Bir hayvandan belirli bir süre içerinde elde edilen et, süt ve yumurta ve yün gibi hayvansal ürün miktarının belirlenmesinde kullanılan bir terim.
  6. Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç.
  7. Birim zamanda birim alandan elde edilebilecek ürün miktarı.
  8. (en) Capacity. crop. delivery. effect. efficiency. feat. make. output. outturn. performance. rating. richness. run. turnout. yield.
  9. (en) Output. produce. yield. return. profit. efficiency. product.
  10. (en) Efficiency. output. yield. production. proceeds. rating. performance. capacity. delivery. creativeness. fruit. labo u r performance. make. outturn. turnout. useful work.
  11. (en) Yield per hectare
  12. (en) Efficiency (of a machine
  13. (en) production
  14. (en) yield
  15. (al) Wirkungsgrad, Güteverhältnis, Leistungsfähigkeit
  16. (fr) Rendement à l’ha

iyi(nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. 1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. (en) Good. fine. fair. well. all right. alright. great. okay. ok. sound. agreeable. comfortable. decent. well enough. gratifying. happy. just. kind. o.k. well. fine. decently.
  11. (en) Bonny. decent. fine. good. goodish. likely. nice. okay. passable. pretty. right. salubrious. well. suitable. fair. all right!. ok!.
  12. (en) Good. well. plentiful. abundant. in good health. bonny. decent. fine. okay. pretty. right.
  13. (en) good
  14. (fr) bien
  15. (la) bonus

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük