Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > uzay gemisi nedir, uzay gemisi ne demek (uzay gemisi nnd)

uzay gemisi nedir, uzay gemisi ne demek?

uzay gemisi

  1. Uzaya gitmek için yapılmış taşıt, mekik.
  2. Yer ötesine çıkıp dolaşan uzay aracı.
  3. (en) Spaceship.
  4. (en) Space vehicle, space craft.
  5. (en) Space launch.
  6. (en) Spacecraft.
  7. (fr) Astronef

uzay (nedir ne demek)

  1. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân.
  2. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.
  3. Üçüuzaysal ve biri zamansal olmak üzere dört-boyutlu sınırsız sürem.
  4. İçinde bir cismin bulunabileceği yerlerin tümünü gösteren kavram, bütün var olanları içinde bulunduran şey. // Felsefenin temel bir kavramı olarak daha eski Yunan atomcularında bile vardır. Bununla birlikteuzayın özü ve gerçekliği bakımından ne olduğu, kendinde bir varlığı olup olmadığı, yalnızca öznel bir şey mi olduğu, nesnelerden önce mi, yoksa onlarla birlikte mi bir gerçekliği olduğu, sonlu mu, sonsuz mu olduğu gibi sorularlauzay, felsefenin en çok tartışılan sorunlarından biridir. Günümüzün felsefe, matematik-doğabilimi ve ruhbilim tartışmalarında değişikuzay kavramları ortaya çıkmıştır: 1- Matematikseluzay: Algılanmaya gereksinme göstermez, yalnızca kavramlarla düşünülebilir, boyutları üçten çok olabilir. 2- Fizikseluzay: Gerçek nesnelerin düzenlenme biçimi. 3- Algıuzayı: Algının koşulu. 4- Yaşantıuzayı: Somut ben'le ilgili ve kişisel değerlemelerle belirlenmiş. 5- Fizikötesiuzay: Bilimlerden önce var olan veuzay algımızın,uzay yaşantımızın bağlılaşık kavramı.
  5. Çevremizi saran ve sonsuza kadar uzadığı kabul edilen hacim.
  6. Üç boyutla tanımlanan bölge.
  7. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk.
  8. Bk. boşluk
  9. (en) Space.
  10. (en) Spaceborne.
  11. (en) The infinite.
  12. (en) Outer space.
  13. (en) Spatial.
  14. (al) Raum
  15. (fr) Espace
  16. (la) Spatium

boşluk (nedir ne demek)

  1. Oyuk, çukur, kapanmamış yer.
  2. Kesinti, kopukluk.
  3. Boş geçen süre.
  4. Eksiklik, yoksunluk duygusu
    Örnek: Nevin, içinde ucu bucağı kayıp bir boşluk duydu. S. F. Abasıyanık
  5. Yetersizlik
    Örnek: O günden bugüne olanları hatırladıkça insan ister istemez bu türlü çabaların hiçliğini, boşluğunu düşünmek zorunda kalıyor. R. H. Karay
  6. İçinde hiçbir cisim bulunmayan, vakum.
  7. Bk. gedik
  8. Özdekten arınmış kapalı oylum.
  9. İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay; uygulamada, içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış, son kertede alçak basınç bulunan uzay. (Bir radyo ışıtacında, eksiucun yaydığı elektronların, havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için, bu ışıtaçta böyle birboşluk yaratılması gerekir).
  10. (I) Birbirine geçen parçaların ya da dişlilerin uymaması durumunda, arada oluşan açıklık.
  11. (en) Aperture.
  12. (en) İnterim.
  13. (en) Opening.
  14. (en) Vacancy.
  15. (en) Void.
  16. (en) Unemployment.
  17. (en) Room.
  18. (en) Expanse.
  19. (en) Margin.
  20. (en) Space.
  21. (en) Gap.
  22. (en) Blacklash, play.
  23. (en) Hole.
  24. (en) Blank.
  25. (en) Cavity.
  26. (en) Vacuum.
  27. (en) Slackness.
  28. (en) Emptiness.
  29. (en) Nothingness.
  30. (en) Blankness.
  31. (en) Abysm.
  32. (en) Abyss.
  33. (en) Chamber.
  34. (en) Chasm.
  35. (en) Clear.
  36. (en) Clearance.
  37. (en) Daylight.
  38. (en) Desideratum.
  39. (en) Gulf.
  40. (en) Hiatus.
  41. (en) Hollow.
  42. (en) Hollowness.
  43. (en) İdleness.
  44. (en) İnanition.
  45. (en) Lacuna.
  46. (en) Nullity.
  47. (en) Separation.
  48. (en) Sinus.
  49. (en) Windage.
  50. (en) Looseness.
  51. (en) Float.
  52. (en) İnterstice.
  53. (en) İnterval.
  54. (en) Dead space.
  55. (en) Cavitation.
  56. (en) Weightlessness.
  57. (en) Shack.
  58. (en) Backlash.
  59. (en) Vanity.
  60. (en) Suction.
  61. (en) Displacemen.
  62. (al) Vakuum
  63. (al) Spiel, Totergang
  64. (al) Leerer Raum, Vakuum
  65. (fr) Vide
  66. (fr) Jeu

gemi (nedir ne demek)

  1. Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.
  2. Tonajı ve adı ne olursa olsun denizlerde ve iç sularda su ürünleri araştırmasında, istihsalinde, naklinde, işlenmesinde kullanılan kayık, sandal, yelkenli, şat, sal, mavna gibi vasıtalarla buharlı veya motorlu bilumum yüzer araçlar.
  3. (en) Vessel.
  4. (en) Ship.
  5. (en) Boat.
  6. (en) Craft.
  7. (en) Bark.
  8. (en) Keel.
  9. (en) Hijacker.
  10. (en) Sail.
  11. (en) To advance money on bottomry.
  12. (en) To borrow / to raise / to take money on bottomry.
  13. (en) Merchant vessel.
  14. (en) Net personality.

gitmek (nedir ne demek)

  1. Bir yere doğru yönelmek
    Örnek: Yol yaptırmaktan maksat, insanların gitmek istedikleri yere, güvenle, rahatça gidip gelmelerini sağlamaktır. N. Cumalı
  2. Bir yerden veya bir işten ayrılmak.
  3. Çıkmak, ulaşmak.
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak.
  5. Sürmek, devam etmek
    Örnek: Ama böyle giderse, Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin. M. Ş. Esendal
  6. Yakışmak, yaraşmak.
  7. Tüketilmek, harcanmak
  8. Götürülmek, gönderilmek.
  9. (en) Take one's way.
  10. (en) Become.
  11. (en) Blend.
  12. (en) Flit.
  13. (en) Gravitate.
  14. (en) Move.
  15. (en) To lead.
  16. (en) To last.
  17. (en) To be enough for.
  18. (en) To disappear.
  19. (en) To have recourse to.
  20. (en) Betake.
  21. (en) Buzz.
  22. (en) Drive off.
  23. (en) Roll.
  24. (en) Apply.
  25. (en) Run.
  26. (en) Fare.
  27. (en) Turn to.
  28. (en) Go away.
  29. (en) Depart.
  30. (en) Head for.
  31. (en) Betake oneself to.
  32. (en) Bugger off.
  33. (en) Give.
  34. (en) Go together.
  35. (en) Head.
  36. (en) Hop it.
  37. (en) Hop off.
  38. (en) Repair.
  39. (en) Resort.
  40. (en) Steer for.
  41. (en) Step.
  42. (en) Strike out.
  43. (en) Take to.
  44. (en) Wend one's way.
  45. (en) Work in with.
  46. (en) Nose.
  47. (en) Retire.
  48. (en) Retreat.
  49. (en) Ride.
  50. (en) Sail.
  51. (en) Sneak.
  52. (en) Steam.
  53. (en) Travel.
  54. (en) Trot.
  55. (en) To go.
  56. (en) To leave.
  57. (en) To depart.
  58. (en) To make a move.
  59. (en) To leave for.
  60. (en) To attend.
  61. (en) To get on with sth.
  62. (en) To go off.
  63. (en) To move off.
  64. (en) To travel.
  65. (en) To make.
  66. (en) To go with.
  67. (en) To suit.
  68. (en) To become.
  69. (en) To fit.
  70. (en) To be suitable.
  71. (en) To be enough.
  72. (en) To suffic.
  73. (en) To go away.
  74. (en) Be lost.
  75. (en) To do a fade.
  76. (en) Flock.
  77. (en) Gang.
  78. (en) Get off.
  79. (en) Go about.
  80. (en) Hit the road.
  81. (en) To take one's hooks.
  82. (en) Make.
  83. (en) Make tracks.

taşıt (nedir ne demek)

  1. Taşıma aracı, vasıta.
  2. Yük ve yolcu taşımaya yarayan, motorlu ya da motorsuz, tekerlekli araç.
  3. (en) Means of transportation.
  4. (en) Means.
  5. (en) Transport.
  6. (en) Conveyance.
  7. (en) Vehicle.
  8. (en) Transportation.
  9. (al) Fahrzeug
  10. (fr) Véhicule

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.030