|
uzaktan
-
Uzak yerden.
-
Distant. from a distance. afar. kissing.
-
A) from afar b) distant.
-
Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı
Örnek:
Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu. P. Safa
-
Arada çok zaman bulunan.
-
Eli, gücü veya hükmü yetişmez.
-
İhtimali az olan.
-
Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan
Örnek:
Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz. P. Safa
-
yer.
-
Uzak yer.
-
Far. distant. remote. out-of-the-way. faraway. off. back. far-off. outlandish. outlying. recluse. standoffish. away. far away. far. afar. aloof. far off. insofar. off. a long way off.
-
Afar. aloof. back. cool. distant. far. faraway. farther. off. out. outlying. remote. far-off. off the beaten track. out-of-the-way. improbable. unlikely. outside. distance place. far off. distant place. the distance.
-
Remote. far. out- of-reach. outlandish. wide.
-
remote
distant
(nedir ne demek)
-
Uzak, ırak (yer veya zaman)
-
Soğuk, ağır, mesafeli (kimse)
-
Belirsiz, hafif
-
Uzak, ırak, uzakta, mesafeli; hafif; soğuk
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|