|
uyuz merhemi
-
Uyuz için kullanılan bir tür merhem.
-
Uyuza karşı kullanılan kükürtlü bir çeşit merhem.
-
İtch ointment
-
Krätzesalbe
-
Pommade antipsorique
-
Unguentum contra scabiem
-
Böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı.
-
Bu hastalığa tutulmuş olan
Örnek:
Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun? S. Birsel
-
Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse
Örnek:
Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı; ama sesi çıkmadı. M. Ş. Esendal
-
Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı.
-
Sayrılığına tutulan.
-
İtchy. mangy. scabious. scabby. slouchy. heartless. inert. languid. slouching. stick-in-the-mud. itch. mange. scab. scabies.
-
Killjoy. mangy. scabies. the itch. mange. scab. itchy. scabby. sluggish. indolent. bloody-minded.
-
mangy.
-
scabby
-
itchy
-
Krätzekranke
-
galeux
-
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç
Örnek:
O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Çare
Örnek:
Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın? Z. Paşa
-
Vazelin, lanolin, bal mumu, reçine gibi maddelerin taşıyıcı maddelerin etken maddelerle karışımlarıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi, oinment, pomat.
-
Ointment. salve. balm. pomade. pomatum. unction. unguent.
-
Cream. emulsion. ointment. salve.
-
Ointment. salve. emulsion. pomade. unguent.
-
pomade
-
Çeşit, cins.
-
Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram.
-
Türlü.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. // Ama bu cins kavramı, kendi üzerinde bir başka cins varsa, yenidentür durumuna gelir ve bu böyle sürüp gidebilir. Mantık diliyle: Bir A sınıfı , bir başka sınıfın, B sınıfının kapsamı içindeki bir bölümü kurduğunda: B cinstir, A datür. (Ör. Hayvan canlı varlık karşısındatürdür, aslan karşısında cinstir.)
-
Birbirinden üreyen ve dirimbilimsel açıdan akraba olan canlı varlıklar öbeği. (Ör. Arslan ya da insan.
-
Kalıtsal yapıya bağlı olarak ortak karakterlere sahip olan ve kendi aralarında birleştirildiklerinde döl verme yeteneğinde yavrular elde edilen bireylerin oluşturduğu hayvan grupları.
-
Type. sort. kind. variety. species. genus. breed. class. genre. ilk. persuasion. race. sort of. strain. stripe.
-
Breed. cast. class. description. form. genus. kind. nature. range. sort. species. stamp. type.
-
Type. sort. species. type. kind. class. description. family. genus. variety.
-
door.
-
species
-
espèce
-
species
-
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, yamaç
Örnek:
Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor. H. E. Adıvar
-
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
-
Ön, kat, huzur
-
Bulunan yere göre önde, ileride olan.
-
Karşıt, zıt, muhalif.
-
Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
-
Karşılık olarak, mukabil
-
İçin, hakkında
-
Contrary. opposed. counter. discordant. opponent. opposing. opposite. repugnant. gainst. opposite. against. facing. before. con. counter. con-. anti-. against. contra. versus. towards. toward. athwart. for. to.
-
Adverse. against. averse. contrary. counter. discordant. opposite.
-
Against. counter. for. opposite. the place opposite. facing. opposing. anti. in the direction of. in return for. in response to. toward. contrary to. as a cure for. as a countermeasure to. adverse. antagonistic. averse. contra. contrary. derogative. derog.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|