|
uyku getirici
-
Endormant/E, somnifère
-
Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu
Örnek:
Rahat bir uyku uyumuştum. S. F. Abasıyanık
-
Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık.
-
Doğada görülen sükûnet durumu.
-
Metabolizmanın çok yavaşlatıldığı sakinlik ya da istirahat durumu.
-
Sleeping. sleep. rest. nap. repose. shuteye. slumbers. dorm-.
-
Kip. repose. rest. sleep. slumber. zizz. sleepiness. shut-eye.
-
Kip. repose. shut- eye. shut eye. slumber. zizz.
-
dormancy
-
sleep
-
dormance
-
Herhangi bir sıvıyı ya da duyguyu getiren yapı. Afferent.
-
Afferent.
-
Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu getiren yapı, afferent.
-
afferent
-
affere
-
afférent
-
Affere: getirmek
-
affere
-
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı
Örnek:
Hafta sonunda şehrin dışına çıkıyoruz. Şehrin artık dışındayız. Bostanlar, bağlar, sürülmüş tarlalar. A. Haşim
-
Bir konunun kapsamına girmeyen şey.
-
Görülen, içte bulunmayan yüzey.
-
Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları.
-
Bireyin ötesinde bir varlığı olan.
-
Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan.
-
Yabancı ülkelerle ilgili.
-
Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim.
-
Açık havada geçen görünçlüklerin yer aldığı çekim; bu anlamda, kapalı bir yerde çevrilse bile, görüntüleri açık havayı, işlikdışını gösteren çekim için de kullanılır
-
Açık havada çevrilmiş çekim. İç'in karşıtı.
-
Exterior (shot)
-
Outer. outside. exterior. external. outward. out. foreign. extrinsic. offshore. salient. superficial. outside. without. ecto-. exo-.
-
Exterior. external. foreign. out. outer. outside. outward.
-
external.
-
external
-
Aussenaufnähme
-
Extérieur, plein air
-
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, yamaç
Örnek:
Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor. H. E. Adıvar
-
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
-
Ön, kat, huzur
-
Bulunan yere göre önde, ileride olan.
-
Karşıt, zıt, muhalif.
-
Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
-
Karşılık olarak, mukabil
-
İçin, hakkında
-
Contrary. opposed. counter. discordant. opponent. opposing. opposite. repugnant. gainst. opposite. against. facing. before. con. counter. con-. anti-. against. contra. versus. towards. toward. athwart. for. to.
-
Adverse. against. averse. contrary. counter. discordant. opposite.
-
Against. counter. for. opposite. the place opposite. facing. opposing. anti. in the direction of. in return for. in response to. toward. contrary to. as a cure for. as a countermeasure to. adverse. antagonistic. averse. contra. contrary. derogative. derog.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|