|
uygunsuz kısımları çıkarmak
-
bowdlerize
-
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz
Örnek:
Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. R. N. Güntekin
-
Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
Örnek:
Birtakım uygunsuz, meymenetsiz heriflerle geziyormuş. H. Taner
-
Unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.
-
Awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.
-
İll- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.
-
Avuç dolusu.
-
Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim
Örnek:
Şimdi hayatının rol oynamaya lüzum görmediği kısımlarına, yani onun ev hayatına geliyorum. R. N. Güntekin
-
Bir cinsten veya meslekten olanların tümü
-
Şube, kol, dal.
-
bölüm.
-
Bk. bölüm
-
Part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.
-
Bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.
-
Division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.
-
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
Örnek:
Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler. R. H. Karay
-
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
-
Çağ, devir
Örnek:
O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar. Y. Z. Ortaç
-
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
-
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
-
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
-
Bir kamu kurumunun tüm görevlerini parça parça yapan iş yerlerinin ayrı ayrı her birinin adı.
-
Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük.
-
Bk. ayrım
-
Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo.
-
Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri.
-
Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında şubelerin bir araya gelmesinden oluşan grup, divizyo.
-
part
-
Section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.
-
Bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.
-
Chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.
-
division
-
office
-
chapter
-
chapter
-
TV
-
Partie, épisode
-
division
-
Local, bureau d'une administration
-
Dividere: bölmek
-
divisio
-
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
Örnek:
Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı. Ö. Seyfettin
-
Sonunu getirmek.
-
Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
-
Bulmak, ortaya koymak.
-
Hatırlamak
Örnek:
Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. N. Cumalı
-
Döküntülü hastalığa tutulmak.
-
Çok hoşlanmak
Örnek:
Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu. R. H. Karay
-
Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek.
-
Take out. deduct. subtract. remove. divest. throw out. displace. exclude. make out. out. eliminate. unfix. expel. extract. doff. bring out. publish. print out. bare. blank. bruit about. delete. derive. disconnect. dislodge. dismantle. draw off. draw.
-
Abstract. cast. deduct. delete. derive. discharge. disengage. drop. eliminate. excite. exclude. expel. extract. omit. poke. remove. shed. slip. sprout. to take out. to put out. to get out. to get off. to extract. to abstract. to mine. to take off. to remember. to place anımsamak. hatırlamak. to find. to find out. to discover. to make out. to figure out. to get. to dislodge. to remove gidermek. to expel. to dismiss. to excrete. to omit. to leave out. to cross sth out. to cross sth off. to delete. to dislocate. to displace. to publish. to get sth out yayımlamak. to produce. to bring out. to emit. to send out. to exhale. to give sth off. to cause. to raise neden olmak. yol açmak. to issue. to subtract tarh etmek. to deduct. to eliminate. to vomit. to bring sth up. to throw up. to spew. to offer sunmak. to have. to play by ear. to cut. to stick sth out. to get through to sb. to cut.
-
Subtract. remove. to take out. to bring out. to get out. to expel. to extract. to remove. to emit. to publish. to produce. to raise. to take off. to derive. to deduce. to make out. to decipher. to subtract. to vomit. to work off one's anger on s.
-
belch
-
dislocate
-
Put off
-
Tide over
-
uncase
-
Pay off
-
wreak
-
enact
-
displace
-
Bir eserden ahlaka aykırı olduğu düşünülen kısımları çıkarmak veya değiştirmek
-
Islah etmek.
-
[bowdlerize (Amer.) ] sansür uygulamak, uygunsuz kısımları çıkarmak; ıslah etmek
yakışık(nedir ne demek)
-
Uygunluk, yaraşma.
-
Yakışıklı delikanlı.
-
suitability
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|