Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > uygunsuz kısımları çıkarmak nedir, uygunsuz kısımları çıkarmak ne demek, uygunsuz kısımları çıkarmakın anlamı, ingilizcesi (uygunsuz kısımları çıkarmak nnd)

uygunsuz kısımları çıkarmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






uygunsuz kısımları çıkarmak

  1. (en) bowdlerize

uygunsuz (nedir ne demek)

  1. Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz
    Örnek: Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. R. N. Güntekin
  2. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
    Örnek: Birtakım uygunsuz, meymenetsiz heriflerle geziyormuş. H. Taner
  3. (en) Unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.
  4. (en) Awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.
  5. (en) İll- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.

kısım (nedir ne demek)

  1. Avuç dolusu.
  2. Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim
    Örnek: Şimdi hayatının rol oynamaya lüzum görmediği kısımlarına, yani onun ev hayatına geliyorum. R. N. Güntekin
  3. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü
  4. Şube, kol, dal.
  5. bölüm.
  6. Bk. bölüm
  7. (en) Part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.
  8. (en) Bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.
  9. (en) Division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.

bölüm (nedir ne demek)

  1. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
    Örnek: Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler. R. H. Karay
  2. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
  3. Çağ, devir
    Örnek: O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar. Y. Z. Ortaç
  4. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
  5. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
  6. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.
  7. Bir kamu kurumunun tüm görevlerini parça parça yapan iş yerlerinin ayrı ayrı her birinin adı.
  8. Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük.
  9. Bk. ayrım
  10. Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. Divizyo.
  11. Yazmaların kendi içinde bölünebildiği büyük ayırımlardan her biri.
  12. Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında şubelerin bir araya gelmesinden oluşan grup, divizyo.
  13. (en) part
  14. (en) Section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.
  15. (en) Bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.
  16. (en) Chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.
  17. (en) division
  18. (en) office
  19. (en) chapter
  20. (en) chapter
  21. <(al) TV
  22. (fr) Partie, épisode
  23. (fr) division
  24. (fr) Local, bureau d'une administration
  25. (la) Dividere: bölmek
  26. (la) divisio

çıkarmak (nedir ne demek)

  1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
    Örnek: Cebinden maroken kaplı bir defter çıkardı. Ö. Seyfettin
  2. Sonunu getirmek.
  3. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.
  4. Bulmak, ortaya koymak.
  5. Hatırlamak
    Örnek: Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. N. Cumalı
  6. Döküntülü hastalığa tutulmak.
  7. Çok hoşlanmak
    Örnek: Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu. R. H. Karay
  8. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek.
  9. (en) Take out. deduct. subtract. remove. divest. throw out. displace. exclude. make out. out. eliminate. unfix. expel. extract. doff. bring out. publish. print out. bare. blank. bruit about. delete. derive. disconnect. dislodge. dismantle. draw off. draw.
  10. (en) Abstract. cast. deduct. delete. derive. discharge. disengage. drop. eliminate. excite. exclude. expel. extract. omit. poke. remove. shed. slip. sprout. to take out. to put out. to get out. to get off. to extract. to abstract. to mine. to take off. to remember. to place anımsamak. hatırlamak. to find. to find out. to discover. to make out. to figure out. to get. to dislodge. to remove gidermek. to expel. to dismiss. to excrete. to omit. to leave out. to cross sth out. to cross sth off. to delete. to dislocate. to displace. to publish. to get sth out yayımlamak. to produce. to bring out. to emit. to send out. to exhale. to give sth off. to cause. to raise neden olmak. yol açmak. to issue. to subtract tarh etmek. to deduct. to eliminate. to vomit. to bring sth up. to throw up. to spew. to offer sunmak. to have. to play by ear. to cut. to stick sth out. to get through to sb. to cut.
  11. (en) Subtract. remove. to take out. to bring out. to get out. to expel. to extract. to remove. to emit. to publish. to produce. to raise. to take off. to derive. to deduce. to make out. to decipher. to subtract. to vomit. to work off one's anger on s.
  12. (en) belch
  13. (en) dislocate
  14. (en) Put off
  15. (en) Tide over
  16. (en) uncase
  17. (en) Pay off
  18. (en) wreak
  19. (en) enact
  20. (en) displace

bowdlerize  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir eserden ahlaka aykırı olduğu düşünülen kısımları çıkarmak veya değiştirmek
  2. Islah etmek.
  3. [bowdlerize (Amer.) ] sansür uygulamak, uygunsuz kısımları çıkarmak; ıslah etmek

yakışık(nedir ne demek)

  1. Uygunluk, yaraşma.
  2. Yakışıklı delikanlı.
  3. (en) suitability

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük