|
uygunsuz birliktelik
-
misalliance
-
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz
Örnek:
Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. R. N. Güntekin
-
Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
Örnek:
Birtakım uygunsuz, meymenetsiz heriflerle geziyormuş. H. Taner
-
Unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.
-
Awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.
-
İll- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.
-
Birlikte olma durumu
Örnek:
Kim bilir, belki onunla, kuşkularımızı ve aptallıklarımızı yenecek bir birlikteliği yeniden kurabiliriz. E. Bener
-
Banka ve şirket gibi birden fazla bağımsız kuruluşun büyük kaynak ve beceri gerektiren projeleri gerçekleştirmek ve/veya fonlamak amacıyla oluşturduğu kuruluşlar birliği.
-
Bk. birlik
-
Genel anlamda, nicel ya da nitel olarak ölçülen iki ya da ikiden çok değişken arasındaki bağımlılığın derecesi. Dar anlamda, öznitelikler arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılır.
-
togetherness.
-
synergy.
-
association
-
consortium
-
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet.
-
Birleşmiş, bir arada olma durumu, vahdet.
-
Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet.
-
Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
-
Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen.
-
Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk
Örnek:
Birliğine dönerken karısını kendi anasının babasının yanına bıraktı. N. Cumalı
-
Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.
-
Bölünmezliği içeren yalın bütün.
-
Bir film ya da televizyon izlencesinde, anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan, ayrıntılara boğulmadan, ölçülü biçimde, bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu
-
Bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum.
-
Türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk.
-
unity
-
Unity. union. confederation. combination. unit. corps. troop. alliance. body. brotherhood. coalescence. collaboration. combine. communion. company. confederacy. conference. contingent. ensemble. establishment. fellowship. force. fraternity. gild. gui.
-
Alliance. association. block. brotherhood. college. combination. combine. company. concord. confederacy. confederation. consortium. contingent. ensemble. federation. force. fraternity. league. party. pool. solidarity. union. unison. unit. unity. sameness. equality. similarity. corporation.
-
Association. assocation. union. unity. oneness. accord. identity. similarity. equity. corporation. unit. combination. confederacy. consolidation. consortium. federation. gemeinschaft. party. sodality. solidarity. squad. unison.
-
federation
-
association
-
Einheit
-
unité
-
Yanlış evlilik, uygunsuz birliktelik
-
Uygunsuz izdivaç, yanlış evlilik
-
Uygunsuz bir birlik.
yakışık(nedir ne demek)
-
Uygunluk, yaraşma.
-
Yakışıklı delikanlı.
-
suitability
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|