|
uç doldurma
-
Yapışkan uçlu bir DNA'nın tek ipliğinin enzim aracılığı ile sentezlenerek küt uçlu bir DNA hâline çevrilmesi.
-
End filling
-
Bout remplissage
-
Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
Örnek:
Bu resmin iki gözü bir makasın ucu ile oyulmuştu. A. Gündüz
-
Uzun bir şeyin baş veya son noktası.
-
Bir şeyin kenarı
Örnek:
Kırk kişilik bir masanın bir ucunda, üç kişiyiz. R. H. Karay
-
Bir uzaklığın son noktası
Örnek:
İstikbal bu yolun ucundan bir güneş gibi doğuyor. F. R. Atay
-
Bir şeyin başı, tepesi
Örnek:
Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi. H. E. Adıvar
-
Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak.
-
Sebep.
-
Bir elektrik bağlantısının yapıldığı nokta
-
Akımın bir aygıta giriş ve çıkış noktası.
-
Son, nihayet.
-
Kıyı, kenar.
-
Sınır, hudut.
-
Neden, sebep.
-
terminal
-
Peak. terminal. tip. point. extremity. end. the extreme. apex. bit. cusp. pole. tab. tail. terminal. toe. top.
-
Edge. extreme. limit. nib. peak. point. spout. summit.
-
Apex / n /. cusp. end. limit. peak. point. snag. tip.
-
Pol, Klemme, Anschlussklemme
-
borne
-
Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.
-
Yükleme.
-
Doldurmak işi
-
Özdeciklerin, boy ile biçimlerine göre bir oylumu kaplayıp dizilmeleri.
-
Akımsaklara elektrik akımı yükleme, biriktirme işlemi.
-
Filling. backfilling. charge.
-
Fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.
-
packing
-
charge
-
fill
-
Beladen
-
Joint, emballage
-
charge
-
Yapışma özelliği olan
Örnek:
Tütün yaprakları sıcakta yapışkan bir su salar. N. Cumalı
-
Yapıştırıcı.
-
Gitmek bilmeyen
Örnek:
Aynı arabaya binecek kadar pişkin ve yapışkan bir gölge. Ç. Altan
-
Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan.
-
Adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.
-
Adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.
-
Adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.
-
adhesive
-
Adhérent, adhésif
uçlu(nedir ne demek)
-
Ucu olan, ucu çıkan
Örnek:
Bu iki uçlu davanın ise bence bir tek hedefi vardı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Filtreli (sigara).
-
[University College London Union] adj. tipped, pointed, edged
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|