Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > uç doldurma nedir, uç doldurma ne demek, uç doldurmaın anlamı, ingilizcesi (uç doldurma nnd)

uç doldurma nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






uç doldurma

  1. Yapışkan uçlu bir DNA'nın tek ipliğinin enzim aracılığı ile sentezlenerek küt uçlu bir DNA hâline çevrilmesi.
  2. (en) End filling
  3. (fr) Bout remplissage

(nedir ne demek)

  1. Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
    Örnek: Bu resmin iki gözü bir makasın ucu ile oyulmuştu. A. Gündüz
  2. Uzun bir şeyin baş veya son noktası.
  3. Bir şeyin kenarı
    Örnek: Kırk kişilik bir masanın bir ucunda, üç kişiyiz. R. H. Karay
  4. Bir uzaklığın son noktası
    Örnek: İstikbal bu yolun ucundan bir güneş gibi doğuyor. F. R. Atay
  5. Bir şeyin başı, tepesi
    Örnek: Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi. H. E. Adıvar
  6. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak.
  7. Sebep.
  8. Bir elektrik bağlantısının yapıldığı nokta
  9. Akımın bir aygıta giriş ve çıkış noktası.
  10. Son, nihayet.
  11. Kıyı, kenar.
  12. Sınır, hudut.
  13. Neden, sebep.
  14. (en) terminal
  15. (en) Peak. terminal. tip. point. extremity. end. the extreme. apex. bit. cusp. pole. tab. tail. terminal. toe. top.
  16. (en) Edge. extreme. limit. nib. peak. point. spout. summit.
  17. (en) Apex / n /. cusp. end. limit. peak. point. snag. tip.
  18. (al) Pol, Klemme, Anschlussklemme
  19. (fr) borne

doldurma (nedir ne demek)

  1. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.
  2. Yükleme.
  3. Doldurmak işi
  4. Özdeciklerin, boy ile biçimlerine göre bir oylumu kaplayıp dizilmeleri.
  5. Akımsaklara elektrik akımı yükleme, biriktirme işlemi.
  6. (en) Filling. backfilling. charge.
  7. (en) Fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.
  8. (en) packing
  9. (en) charge
  10. (en) fill
  11. (al) Beladen
  12. (fr) Joint, emballage
  13. (fr) charge

yapışkan (nedir ne demek)

  1. Yapışma özelliği olan
    Örnek: Tütün yaprakları sıcakta yapışkan bir su salar. N. Cumalı
  2. Yapıştırıcı.
  3. Gitmek bilmeyen
    Örnek: Aynı arabaya binecek kadar pişkin ve yapışkan bir gölge. Ç. Altan
  4. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan.
  5. (en) Adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.
  6. (en) Adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.
  7. (en) Adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.
  8. (en) adhesive
  9. (fr) Adhérent, adhésif

uçlu(nedir ne demek)

  1. Ucu olan, ucu çıkan
    Örnek: Bu iki uçlu davanın ise bence bir tek hedefi vardı. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Filtreli (sigara).
  3. (en) [University College London Union] adj. tipped, pointed, edged

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük