Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > tutulmak nedir, tutulmak ne demek, tutulmakın anlamı, ingilizcesi (tutulmak nnd)

tutulmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






tutulmak

  1. Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
    Örnek: Bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu. E. E. Talu
  2. Ay ve güneş tutulma olayına uğramak.
  3. Ünlü olmak, meşhur olmak.
  4. Tutuk duruma gelmek.
  5. Bir organı işleyemez olmak
    Örnek: Konuşmak için dilim, yazmak için kalemim tutuldu. F. R. Atay
  6. Birine tutkun olmak, sevmek.
  7. Bir işe veya birine canı sıkılmak
    Örnek: Sen filozof geçinen ukala bir adama benzersin. Bak, ben böyle şeylere fena tutulurum. H. Taner
  8. Yakalanmak
    Örnek: Hastalığa tutulduğu sıralarda bir sabun fabrikasında çalışıyordu. N. Cumalı
  9. Oyuncunun söyleyeceklerini unutması.
  10. (en) Have a crush on smb. be held. be taken. be at a premium. be in a request. make a hit. attack. attaint. catch on. come in. come up. drop. be enamored of. be enamoured of. go into. incur. indulge. smite. be smitten with. stiffen. be stuck. be stuck on.
  11. (en) Click. to be caught. to be eclipsed. to have a cramp. to fall in love with. to be affected. to be held. to be eclipsed. to fall for. to fall/be in love with. to catch on. to click. to become stiff. to be stiff. to go down with sth.
  12. (en) To be held / caught. to catch on. to become popular. to get stiff. to become tongue-tied. to fall in love with. to get caught (in a storm. gone on. incur.
  13. (en) dry-up
  14. (fr) Avoir un trou

tutma (nedir ne demek)

  1. Destekleme.
  2. Yanaşma.
  3. Markaj.
  4. Tutmak işi.
  5. Herhangi bir vücut bölümünü belli bir duruşta, ölçülü olmak koşuluyla bir süre devinimsiz bırakma.
  6. Bir resmi, kendinden önceki ya da sonraki resmin durumuna tıpatıp uygun duruma yerleştirme.
  7. Karşı takımın bir oyuncusunun kımıldamasına engel olacak şekilde, bedenle yapılan abanma hareketi.
  8. (en) registration
  9. (en) catchment.
  10. (en) Charter. check. clutch. detention. hold. repression. restraint. support. holding.
  11. (en) Catch. detention. hold. holding. support. seizing. capture. keeping. retaining. arrest. adhesion. maintenance. taking. upholding. clinging. gripe. clutching. handgrip. handling. hire. invasion. delaying. retarding. hiring. occupation. engagement. charter.
  12. (en) redemption
  13. (en) holding
  14. (al) Deckung
  15. (fr) Repérage, stabilisation
  16. (fr) tenir

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
  15. (en) Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
  16. (en) Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
  17. (en) profession.
  18. (en) job
  19. (en) work.
  20. (en) Business, activity.
  21. (en) work
  22. (al) Arbeit
  23. (fr) travail

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük