Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > tutu alan nedir, tutu alan ne demek, tutu alanın anlamı, ingilizcesi (tutu alan nnd)

tutu alan nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






tutu alan

  1. Tutu karşılığı, borç para veren
  2. Verdiği borç para karşılığı bir mal yada özdeği tutulayan.
  3. (en) Pawnee, lender on security, pledger, secured creditor
  4. (fr) Prêteur sur gage, créancier, gagiste

tutu   US UK (nedir ne demek)

  1. Rehin, ipotek.
  2. Rehin.
  3. İşaret, iz.
  4. (en) Pledge. mortgage. pledge rehin. ipotek. pawn. deposit.
  5. (en) South African prelate and leader of the antiapartheid struggle.
  6. (en) Security. collateral. pawn.
  7. (en) A side-blown horn used by the Aluku and other Guianese Maroons to communicate messages. [tew-TEW] This is the short classical ballet skirt made of many layers of tarlatan or net The romantic tutu is the long skirt reaching below the calf. four.
  8. (en) South African prelate and leader of the antiapartheid struggle. very short skirt worn by ballerinas.
  9. Balerinlerin giydiği çok kısa ve kat kat kabarık eteklik.
  10. Tüt, bale kostümü (etek)

tut   US UK (nedir ne demek)

  1. (en) [TUT] v. do, perform, execute, make, create, act
  2. Sus! Adam sen de! Tut, tut! Vah,vah!
  3. Cik cik!

alan (nedir ne demek)

  1. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
  2. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
  3. Yüz ölçümü.
  4. Bir çalışma çevresi
    Örnek: Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. N. Ataç
  5. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
  6. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
  7. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
  8. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
  9. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.
  10. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.
  11. Açık, düz yer, meydan.
  12. Ova, kır, çayır.
  13. Ufuk.
  14. Ülke alan, fetheden, fatih.
  15. (en) field
  16. (en) Recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.
  17. (en) Area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.
  18. (en) A wolfhound.
  19. (en) Area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.
  20. (al) Halbbild, Teilbild
  21. (al) Feld
  22. (fr) Demi-Image, trame
  23. (fr) champ

borç (nedir ne demek)

  1. Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para, başka bir şey
    Örnek: Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim. P. Safa
  2. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe
    Örnek: Vatan borcu biter bitmez ordayım. B. S. Erdoğan
  3. Borş.
  4. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük.
  5. İki ya da daha çok kimseler arasında, karşılıklı olarak doğan yükümlerin tümünü belli eden türe bağı.
  6. (en) Debit. debt. loan. obligation. liability. accommodation. arrear. care. debit. encumbrance. red. arrears.
  7. (en) debt.
  8. (en) Debt. debit. duty. obligation. loan. adjusted trial balance. charge. float. liability. commodate loan.
  9. (en) Obligation
  10. (en) Debt, loan, obligation
  11. (fr) Obligation

para   US UK (nedir ne demek)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. 1. Yan. 2. Yanında.Dgr.: anat. para
  7. (en) Money. monetary. pecuniary. coffers. money. cash. shekels. currency. shiners. coin. boodle. brass. bread. chink. chip. dough. ducat. dust. funds. green. jack. kale. lolly. lucre. filthy lucre. means. purse. rock. sugar. tin. wherewithal.
  8. (en) Bread. capital. cash. currency. dough. drain. fund. leeway. means. money. obverse. take. wealth.
  9. (en) A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  10. (en) A prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification. Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  11. (en) Ortho-, and Meta-.
  12. (en) A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  13. (en) Money. brass. bread. cash. coffers. commodity money. currency. dibs. dimes. dough. face value. filthy lucre. funds. geets. gelt. investment. lolly. means. the necessary. net personality. pocket. to be pushed. rhino. riches. roll. shekels. shiners. spendol.
  14. (en) Having resemblance to certain features. prefix, beside, near. far from, away, out, different from.
  15. (en) A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  16. (en) A woman who has been delivered of a viable fetus. paragraph.
  17. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  18. (en) Beside/Next to.
  19. (en) Paraplegic. the number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'. 100 para equal 1 dinar. a soldier in the paratroops. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  20. yakın
  21. ötesinde
  22. İkinci derecede
  23. benzer.
  24. Paraşütçü asker, paragraf

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük