|
toz
-
Töz.
-
Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak
Örnek:
Bu talihsiz taşra kentinde, yolun iki yanındaki yeşilleri tozdan yitmiş ağaçlara bakmak insanı daha bir yalnız kalmışlık duygusu içinde bırakıyor. R. N. Güntekin
-
Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde
Örnek:
Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. Bana yalnız tozları kalıyor. M. Ş. Esendal
-
Bu durumda olan.
-
Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel yada madensel maddelerin öğütülmüşü. (Ya etkilerine ya da yapılarına göre adlandırılırlar: Böcektozu, kenetozu, solucantozu, pelintozu, eğreltitozu gibi.)
-
1. Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli maddelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi, powder, pudra, pulvis. 2. Genellikle tanelerin temizlenmeleri veya öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince, pülverize durumdaki kuru parçacıklar.
-
Granulated. dust. powder.
-
Dirt. dust. powder. heroin. snow. angel powder. powdered. in powder form.
-
farina
-
powder
-
poudre
-
Staub
-
poudre
-
pulvis
-
Kök, asıl, cevher.
-
Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher.
-
(Yun. hypostasis, hypokeimenon = altta bulunan) : (Yunanca'da ousia = öz de aynı anlamda kullanılır.) Değişen durumlar ve niteliklere karşı kalıcı olan; bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendikendisinde var olan. Öznede değil, kendinde var olan. Bağımsızca kendi içinde var olan. Spinoza'nın tanımı ile"Varoluşu için başka bir şeye gereksinme duymayan şey." Bağlılaşık kavramı -> ilinek. Modern doğa bilimleri içintöz, görüngülerin taşıyıcısı anlamında biçimsel bir kavramdan başka bir şey değildir.
-
Hlk. Kel koyun, boynuzsuz koyun.
-
Essence. root. substance.
-
Root. base. substance.
-
substance
-
substance
-
substantia
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|