Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > toz nedir, toz ne demek, tozun anlamı, ingilizcesi (toz nnd)

toz nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






toz

  1. Töz.
  2. Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak
    Örnek: Bu talihsiz taşra kentinde, yolun iki yanındaki yeşilleri tozdan yitmiş ağaçlara bakmak insanı daha bir yalnız kalmışlık duygusu içinde bırakıyor. R. N. Güntekin
  3. Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde
    Örnek: Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. Bana yalnız tozları kalıyor. M. Ş. Esendal
  4. Bu durumda olan.
  5. Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel yada madensel maddelerin öğütülmüşü. (Ya etkilerine ya da yapılarına göre adlandırılırlar: Böcektozu, kenetozu, solucantozu, pelintozu, eğreltitozu gibi.)
  6. 1. Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli maddelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi, powder, pudra, pulvis. 2. Genellikle tanelerin temizlenmeleri veya öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince, pülverize durumdaki kuru parçacıklar.
  7. (en) Granulated. dust. powder.
  8. (en) Dirt. dust. powder. heroin. snow. angel powder. powdered. in powder form.
  9. (en) farina
  10. (en) powder
  11. (en) poudre
  12. (al) Staub
  13. (fr) poudre
  14. (la) pulvis

töz (nedir ne demek)

  1. Kök, asıl, cevher.
  2. Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher.
  3. (Yun. hypostasis, hypokeimenon = altta bulunan) : (Yunanca'da ousia = öz de aynı anlamda kullanılır.) Değişen durumlar ve niteliklere karşı kalıcı olan; bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendikendisinde var olan. Öznede değil, kendinde var olan. Bağımsızca kendi içinde var olan. Spinoza'nın tanımı ile"Varoluşu için başka bir şeye gereksinme duymayan şey." Bağlılaşık kavramı -> ilinek. Modern doğa bilimleri içintöz, görüngülerin taşıyıcısı anlamında biçimsel bir kavramdan başka bir şey değildir.
  4. Hlk. Kel koyun, boynuzsuz koyun.
  5. (en) Essence. root. substance.
  6. (en) Root. base. substance.
  7. (en) substance
  8. (fr) substance
  9. (la) substantia

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük