|
toz çinko ile kaplamak
-
sherardize
-
Töz.
-
Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak
Örnek:
Bu talihsiz taşra kentinde, yolun iki yanındaki yeşilleri tozdan yitmiş ağaçlara bakmak insanı daha bir yalnız kalmışlık duygusu içinde bırakıyor. R. N. Güntekin
-
Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde
Örnek:
Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. Bana yalnız tozları kalıyor. M. Ş. Esendal
-
Bu durumda olan.
-
Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel yada madensel maddelerin öğütülmüşü. (Ya etkilerine ya da yapılarına göre adlandırılırlar: Böcektozu, kenetozu, solucantozu, pelintozu, eğreltitozu gibi.)
-
1. Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli maddelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi, powder, pudra, pulvis. 2. Genellikle tanelerin temizlenmeleri veya öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince, pülverize durumdaki kuru parçacıklar.
-
Granulated. dust. powder.
-
Dirt. dust. powder. heroin. snow. angel powder. powdered. in powder form.
-
farina
-
powder
-
poudre
-
Staub
-
poudre
-
pulvis
-
Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn).
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur. O. V. Kanık
-
Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma.
-
Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak doldurduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz.
-
Simgesi Zn, atom numarası 30, atom kütlesi 65,37 g, değerlişiği +2, yoğunluğu 7,14 g/mL, e.n. 419
-
Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcı niteliğinde, proteinlerin biyosentezi, kemik, diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren, birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan, genellikle üreme, verim düşüklüğü, çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element.
-
zinc.
-
Zinc. zinc sheet. platinoid. tutty. tutenag. spelter.
-
zinc
-
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
Örnek:
Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
-
Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
-
Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
-
And. with. together with. by. withal. on. cum.
-
And. by. on. plus. with. by means of.
-
With. together with. by. hereby. in. to. upon.
-
Her yanını örtmek, istila etmek.
-
Çepeçevre sarmak, kuşatmak
Örnek:
Evlerin bir tarafını yol, üç tarafını da yine çam ormanları kaplar. S. F. Abasıyanık
-
Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak.
-
Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak.
-
Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek
-
Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanan tablalara yapıştırmak.
-
Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek.
-
Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak.
-
Bir cihazın işlevinin veya veriminin, iç ve dış kaynaklı elektromanyetik alanlar tarafından olumsuz yönde etkilenmemesi için gerekli yerlerinin iletken bir madde ile kaplanması.
-
Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanan tablalara yapıştırma eylemi.
-
Bk. kaplamak
-
Cover. line. face. plate. veneer. bestrew. canopy. carpet. case. clothe. coat. encrust. envelop. fleece. incrust. infest. overgrow. overlap. overspread. overwhelm. revet. sheathe. sheet. shield. smother in. smother with. suffuse. take. thread. wreath.
-
Cake. cap. carpet. cover. drape. encase. envelop. face. fill. pack. pervade. smother. wreathe. to cover. to cake. to coat. to plate. to face. to surround. to include. to comprise. to veneer. to crown. to envelop. to fill. to pervade. to take up.
-
To cover. to cover completely. to plate. to coat. to veneer. to spread over. to envelop. to encase.
-
hang
-
back
-
upholster
-
recap
-
fair
-
Film, film over
-
furnieren
-
plaquer
-
[sherardize (Amer.) ] toz çinko ile kaplamak, galvanizlemek
-
Toz çinko ile kaplamak, galvanizlemek
töz(nedir ne demek)
-
Kök, asıl, cevher.
-
Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher.
-
(Yun. hypostasis, hypokeimenon = altta bulunan) : (Yunanca'da ousia = öz de aynı anlamda kullanılır.) Değişen durumlar ve niteliklere karşı kalıcı olan; bir başka şeyle ya da bir başka şeyde değil, kendi kendisiyle, kendikendisinde var olan. Öznede değil, kendinde var olan. Bağımsızca kendi içinde var olan. Spinoza'nın tanımı ile"Varoluşu için başka bir şeye gereksinme duymayan şey." Bağlılaşık kavramı -> ilinek. Modern doğa bilimleri içintöz, görüngülerin taşıyıcısı anlamında biçimsel bir kavramdan başka bir şey değildir.
-
Hlk. Kel koyun, boynuzsuz koyun.
-
Essence. root. substance.
-
Root. base. substance.
-
substance
-
substance
-
substantia
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|