Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > tezlik fiili nedir, tezlik fiili ne demek (tezlik fiili nnd)

tezlik fiili nedir, tezlik fiili ne demek?

tezlik fiili

  1. Bir fiile -i zarf-fiil ekiyle vermek fiili getirilerek oluşturulan ve çabukluk, kolaylık, yardım kavramı veren birleşik fiil, tezlik eylemi: Söyleyivermek, yapıvermek gibi.
  2. (Almanca hast Verbum, Zeitwort von Eile; Fr. verbe hatif, İng. verb of haste; Osm. tâcil fiili, fi’l-i ta’cîlî || -(y)I / - (y)U’lu zarf-fiilin üzerine «tezlik», «çabukluk» gösteren ver- tasvir yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan birleşik fiil: Bu bina esaslı bir tamir ister, bay Murad dedi.; pancurlar nerdeyse iniverecek (T. Buğra, Yalnızlar s. 227). Nedir insanı aldatıveren... kötüyü ve kötülüğü unutturuveren? Kötülüğü bir sabahlık, bir sokak kıyafeti haline düşürüveren nedir (T. Buğra, göst.e., s. 226). İşte o zaman Hüseyin beyin o yürek paralayan gülümseyişi eriyiverdi (T. Buğra, göst.e, s. 236). Dürdane, hiddet ve hayretle: Bilmiyorum vallahi anne, dedi, boş bulundum işte... ağzımdan çıkıverdi (R. N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 75). Elif, dedi, dayının çuvallarını eşeğe sırtla da değirmene götürüver (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri: Yılda Bir, s. 105). Yere çöküverdi (Y. Kemal, Ortadirek, s. 297). Biraz daha yatağımı, uykuyu düşünsem belki de uyuyuvereceğim (S. Faik, Bütün Eserleri: Semaver, Sarnıç: Birtakım İnsanlar, s. 83) vb.

tezlik (nedir ne demek)

  1. Tez olma durumu, tezleşme.
  2. (en) Swiftness.

fiili (nedir ne demek)

  1. Eylemli, edimsel, gerçekten yapılan (iş).
  2. Edimsel.
  3. (en) Actual.
  4. (en) Factual.
  5. (en) De facto.
  6. (en) Effective.
  7. (en) Real.
  8. (en) De facto eylemsel.
  9. (en) Eylemli.
  10. (en) Edimsel.
  11. (en) Acting.

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
  10. (en) Administer.
  11. (en) Attribute.
  12. (en) Concede.
  13. (en) Consign.
  14. (en) Deal.
  15. (en) To give sth to.
  16. (en) To hand sth to.
  17. (en) To bequeath / to leave sth to.
  18. (en) To vie in marriage.
  19. (en) To produce.
  20. (en) To hold.
  21. (en) Afford.
  22. (en) Ascribe.
  23. (en) Attach.
  24. (en) Blossom.
  25. (en) Defray.
  26. (en) Accord.
  27. (en) Allow.
  28. (en) Bring.
  29. (en) İnsert.
  30. (en) Produce.
  31. (en) Adjudge.
  32. (en) Award.
  33. (en) Adduce.
  34. (en) Throw.
  35. (en) Charter.
  36. (en) Place.
  37. (en) Assign.
  38. (en) Bear.
  39. (en) Bestow.
  40. (en) Bring in.
  41. (en) Cede.
  42. (en) Come across with.
  43. (en) Confer.
  44. (en) Contribute.
  45. (en) Dedicate.
  46. (en) Deliver.
  47. (en) Deliver up.
  48. (en) Dispose of.
  49. (en) Distribute.
  50. (en) Donate.
  51. (en) Endow.
  52. (en) Extend.
  53. (en) Furnish.
  54. (en) Give.
  55. (en) Give away.
  56. (en) Give in.
  57. (en) Grant.
  58. (en) Hand.
  59. (en) Hand in.
  60. (en) Hand out.
  61. (en) Hand over.
  62. (en) Devote.
  63. (en) Dispense.
  64. (en) Emit.
  65. (en) İmpart.
  66. (en) Lend.
  67. (en) Pass.
  68. (en) Present.
  69. (en) Provide.
  70. (en) Supply.
  71. (en) Treat.
  72. (en) Vest.
  73. (en) To give.
  74. (en) To hand.
  75. (en) To pass.
  76. (en) To give sth away.
  77. (en) To concede.
  78. (en) To deliver.
  79. (en) To give in.
  80. (en) To hand sth in.
  81. (en) To provide.
  82. (en) To furnish.
  83. (en) To dispense.
  84. (en) To present.
  85. (en) To yield.
  86. (en) To bear.
  87. (en) To afford.
  88. (en) To apply.
  89. (en) To bend.
  90. (en) To donate.
  91. (en) To bestow.
  92. (en) To grant.
  93. (en) To assign.
  94. (en) To devote.
  95. (en) To sel.
  96. (en) To pay.
  97. (en) To sell.
  98. (en) To offer.
  99. (en) To attribute.
  100. (en) Just.
  101. (en) Deli.

çabukluk (nedir ne demek)

  1. Çabuk olma durumu, hız, sürat
    Örnek: Her şey umulmaz bir çabuklukla yoluna girdi. R. N. Güntekin
  2. (en) Quickness.
  3. (en) Velocity.
  4. (en) Speed.
  5. (en) Celerity.
  6. (en) Rapidity.
  7. (en) Rapidness.
  8. (en) Haste.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.009