teselsül etmek ne demek?

  1. Kesintisiz, zincirleme sürüp gitmek.

    Gelip geçici dâhilerin, birbirinin ayağını kaydırarak teselsül ettiklerini gördük.

    Y. K. Beyatlı
  2. (Hukuk) kesintisiz olarak,zincirlemeli şekilde art arda gelmek.

teselsül

  1. Zincirleme.
  2. Birbirine bağlı, birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra, silsile
  3. Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması.
  4. Dayanışma (Solidaritaet, solidarité).
  5. Zincirleme. Zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. Silsile peyda etme.
  6. (en)Uninterrupted succession.
  7. (en)Sequence or continuation.
  8. (en)Concatenation.
  9. (en)Chain.
  10. (en)Solidarity.

teselsülat

  1. (Teselsül. C.) Zincirlemeler. Zincirleme gitmeler. (Osmanlıca'da yazılışı: teselsülât)

etmek

  1. Bir işi yapmak
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Herhangi bir değerde olmak
  7. Vermek.
  8. Eşit değer kazanmak.
  9. (en)Step.
  10. (en)Say.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

teselsülteselsülatteselsülü ilelteselliteselli bulmakteselli eden kimseteselli eden şeyteselli edicietmeketmek yapmaketmeetme bulma dünyasıetme bulursun, inleme ölürsünetme bulursun, inleye inleye ölürsünetme eyleme
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın