Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > tesadüf nedir ne demek, tesadüfün anlamı

tesadüf nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

tesadüf

  1. Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi
    Örnek: Öyle bir tesadüf olsa ki, bir saatçik şu doktorla oturup konuşabilse! M. Ş. Esendal
  2. Rastlantı, rast geliş.
  3. Bk. rastlantı
  4. tesadüf ne demek (en) Fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance. (sadece ingilizce sonuçlar)
  5. tesadüf ne demek (en) Fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance. chance meeting. chance event. happening.
  6. tesadüf ne demek (en) Coincidence. chance event. accident. a chance meeting. an accidental encounter. chance. hazard. casual event. casus. conjunction. lottery.

rastlantı (nedir)

  1. Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf
    Örnek: Avlu kapısı önünde atından indiği sırada, iyi bir rastlantıyla, Hayrettin Ağa, oğlu ile avludaydı. N. Cumalı
  2. Açıklanamayan, beklenilmeyen, önceden kestirilemeyen bir olayın ortaya çıkışı.
  3. rastlantı ne demek (en) Coincidence. fortuity. accident. contingent. encounter. hap. happenstance. incidence. irony. concurence. conjunction.
  4. rastlantı ne demek (en) Coincidence. accident tesadüf. chance.
  5. rastlantı ne demek (en) Coincidence. chance. accident. fortuitous event.
  6. rastlantı ne demek (en) Chance, hazard
  7. rastlantı ne demek (fr) Hasard

bağlı (nedir)

  1. Bir bağ ile tutturulmuş olan
    Örnek: Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
  2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
    Örnek: Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
  3. Sınırlanmış, sınırlı.
  4. Kapatılmış olan, kapalı.
  5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
  6. Sadık
    Örnek: Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
  7. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
  8. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
  9. Mülzem.
  10. İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
  11. bağlı ne demek (en) Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
  12. bağlı ne demek (en) Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
  13. bağlı ne demek (en) Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
  14. bağlı ne demek (en) Coupled
  15. bağlı ne demek (al) Gekuppelt
  16. bağlı ne demek (fr) Accouplé

kesin (nedir)

  1. Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu
    Örnek: Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu, tersine söylemek gelir içimden. N. Ataç
  2. Kesinlikle.
  3. Kat'î. ~ hesap: hesâb-ı kat'î. ~ yargı: kaziyye-i muhkeme.
  4. kesin ne demek (en) Definitive. definite. absolute. certain. decisive. final. irrevocable. accurate. assertive. categorical. clean-cut. clear-cut. conclusive. sure as death. decided. declared. determined. dogmatic. downright. exact. express. extreme. firm. flat. frozen.
  5. kesin ne demek (en) Absolute. accurate. bound. categorical. certain. conclusive. concrete. crucial. decisive. definite. definitive. direct. doubtless. exact. express. final. flat. immutable. implicit. incontrovertible. indisputable. indubitable. mathematical. outright. positive. precise. safe. secure. specific. square. sure. tangible. truthful. undeniable. undoubted.
  6. kesin ne demek (en) Definite. certain. final. absolute. express appropriation. bliss. categorical. for certain. clean- cut. clear. conclusive. crisp. crucial. decided. decisive. definitive. determinate. direct. distinct. downright. drastic. emphatic. exact. explicit. express.


Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 2.0.008
Bunları kaçırmayın!