Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > tensip etmek nedir, tensip etmek ne demek (tensip etmek nnd)

tensip etmek nedir, tensip etmek ne demek?

tensip etmek

  1. Uygun bulmak, uygun görmek, münasip görmek
    Örnek: Benim tensip edeceğim yerde, bir yüzümü görsün, kâfiymiş. S. M. Alus
  2. (en) To deem sth proper or advisable.
  3. (en) To find sth convenient or preferable.

tensip (nedir ne demek)

  1. Yaraştırma.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

uygun bulmak (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır görmek.
  2. Yakışır, yaraşır görmek: “O zaman da haydutlar rıhtım kapısına daha önce gitmeyi uygun buldular.” -T. Buğra.
  3. (en) Approve, concede, deem suitable, countenance, uphold.

uygun (nedir ne demek)

  1. Yakışır, yaraşır, uz, mutabık, mütenasip
  2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
  3. Orantılı, oranlı.
  4. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı.
  5. Oranlı.
  6. (en) Amenable.
  7. (en) Becoming.
  8. (en) Central.
  9. (en) Coherent.
  10. (en) Commensurate.
  11. (en) Congruous.
  12. (en) Best fit.
  13. (en) Commensurable.
  14. (en) Compatible.
  15. (en) Concordant.
  16. (en) Conformation.
  17. (en) Congenial.
  18. (en) Consonant.
  19. (en) Convenable.
  20. (en) Suitable.
  21. (en) Agreeable.
  22. (en) Conformable.
  23. (en) Appropriate.
  24. (en) Favorable.
  25. (en) Favourable.
  26. (en) Convenient.
  27. (en) Proper.
  28. (en) Eligible.
  29. (en) Fair.
  30. (en) Well-Matched.
  31. (en) Acceptable.
  32. (en) Accommodating.
  33. (en) Adaptable.
  34. (en) Adequate.
  35. (en) Advisable.
  36. (en) Allowable.
  37. (en) Answerable.
  38. (en) Applicable.
  39. (en) Apposite.
  40. (en) Apropos.
  41. (en) Becomin.
  42. (en) Consistent.
  43. (en) Corresponding.
  44. (en) Decent.
  45. (en) Decorous.
  46. (en) Expedient.
  47. (en) Fitting.
  48. (en) Good.
  49. (en) Happy.
  50. (en) Likely.
  51. (en) Livable.
  52. (en) Okay.
  53. (en) Opportune.
  54. (en) Pertinent.
  55. (en) Presentable.
  56. (en) Propitious.
  57. (en) Proportionate.
  58. (en) Reasonable.
  59. (en) Right.
  60. (en) Seemly.
  61. (en) Strategic.
  62. (en) Timely.
  63. (en) Well.
  64. (en) Correct.
  65. (en) Qualified.
  66. (en) Sensible.
  67. (en) Suited.
  68. (en) Fitting consistent.
  69. (en) Matching.
  70. (en) Good for.
  71. (en) Fit for in line with.
  72. (en) Conform.

bulmak (nedir ne demek)

  1. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak
    Örnek: Kafam her an bir konu bulmak için bin bir çeşit şeye müracaat ediyor. H. E. Adıvar
  2. Bir şeyi elde etmek.
  3. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.
  4. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek
    Örnek: Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. S. F. Abasıyanık
  5. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek.
  6. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak
    Örnek: Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım. Ö. Seyfettin
  7. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
    Örnek: Böylece yılın ortasını bulduk. R. H. Karay
  8. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
    Örnek: Ben de bunu akıllıca buldum. M. Ş. Esendal
  9. (en) Detect.
  10. (en) Suss.
  11. (en) Total.
  12. (en) Trace.
  13. (en) To find.
  14. (en) To be punished.
  15. (en) To recall.
  16. (en) Attain.
  17. (en) To make discovery.
  18. (en) İnvent.
  19. (en) Discover.
  20. (en) Reach.
  21. (en) Meet.
  22. (en) Obtain.
  23. (en) Ascertain.
  24. (en) Clear up.
  25. (en) Cogitate.
  26. (en) Contrive.
  27. (en) Devise.
  28. (en) Go for.
  29. (en) Happen on.
  30. (en) Happen upon.
  31. (en) Procure.
  32. (en) Find.
  33. (en) Provide with.
  34. (en) Reason.
  35. (en) Strike.
  36. (en) Strike out.
  37. (en) Study out.
  38. (en) Turn up.
  39. (en) To detect.
  40. (en) To determine.
  41. (en) To find out.
  42. (en) To discover.
  43. (en) To invent.
  44. (en) To devise.
  45. (en) To amount to.
  46. (en) To total.
  47. (en) Find out.
  48. (en) Mint.
  49. (en) Provide.
  50. (en) Rustle up.
  51. (en) Secure.
  52. (en) Spot.
  53. (en) Work out at.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011