Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > temelli yazar nedir, temelli yazar ne demek, temelli yazarın anlamı (temelli yazar nnd)

temelli yazar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








temelli yazar

  1. Belirli bir aylık karşılığında bir tiyatroya yılda belli sayıda yapıt yazmayı ve başka yazarların o tiyatroya sunacağı yapıtları uyarlamayı yüklenen yazar.

temelli (nedir)

  1. Herhangi bir nitelikte temeli olan.
  2. Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî
    Örnek: Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. Y. Z. Ortaç
  3. Büsbütün, tamamen.
  4. (te'melli) Sürekli olarak.
  5. 1. Temeli olan 2. Geçici ve eğreti olmayıp sonuna kadar sürecek olan.
  6. (en) Having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.
  7. (en) Which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.

temel (nedir)

  1. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
    Örnek: Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor. H. E. Adıvar
  2. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
  3. En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
  4. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
    Örnek: Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun. N. Cumalı
  5. 1- (Genel anlamda) Bir şeyin üzerindetemellendiği, kurulduğu şey (bir evintemeli, bir kurumuntemeli vb.). 2- Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke. (Ma tematiğintemeli, hukukuntemeli, eğitimintemeli, ahlâkıntemeli vb. Ahlâkıntemeli, bir ahlâk öğretisinde, ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir; (ör. Epikuros'un ahlâk felsefesinde bu ilke haz'dır). 3- Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme; en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge. (Ör. Tümevarımıntemeli, kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir.)
  6. 1. Bir şeyin gelişimi için ilk ögeler. 2. En önemli, belli başlı, ana, esas. 3. Dayanıklı. 4. Bir yapının sağlam dayanak buluncaya kadar toprak içinde aşağıya doğru uzatılan dip duvarları.
  7. (en) Basic. bread-and-butter. fundamental. primary. principal. underlying. elementary. basal. abecederian. constitutive. elemental. guiding. parent. rudimental. rudimentary. staple. working. foundation. base. basis. footing. ground. groundwork. root. back.
  8. (en) Base. basic. basis. bed. central. cornerstone. elementary. essential. footing. foundation. fundamental. ground. grounding. groundwork. keynote. leading. main. precept. primary. principal. rationale. rudimentary. rudiments. chief.
  9. (en) Basic. basis. foundation. basic principle. origin. basic fundamental. principal. chief. main. most important. footing. foot. ground work. ground. support. basement. bedding. base. bottom. essence. fabric. grounding. groundwork. leading. master. pedestal.
  10. (en) Foundation
  11. (fr) Fondement
  12. (la) Fundamentum

yazar (nedir)

  1. Yazma özelliği olan şey.
  2. Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse, müellif.
  3. Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, muharrir.
  4. 1. Sinemanın herhangi bir dalında (oyunluk, eleştiri, tarih, vb.)yazarlık yapan kimse; sinemayazarı. TV
  5. Televizyonun herhangi bir dalında (oyunluk, eleştiri, tarih, vb.)yazarlık yapan kimse; televizyonyazarı.
  6. Bir kitabın yazılmasından ya da derlenmesinden sorumlu olan özel ya da tüzel kişi.
  7. Yazın, bilim ya da sanat alanında yapıt veren kimse.
  8. (en) 1. author (of cinema), writer (of cinema), 2. author (of television), writer (of television)
  9. (en) Author. composer. contributor. man of letters. novelist. penman. writer.
  10. (en) Author. composer. contributor. man of letters. novelist. penman. writer. contemporary. pen.
  11. (en) Author. writer. entourage. penman. quill driver.
  12. (en) Author
  13. (al) 1. Autor, Urheber, Verfasser, Filmschriftsteller, 2. Autor, Urheber, Verfasser, Fernsehschriftsteller
  14. (fr) 1. auteur (de cinéma), 2. auteur (de télévision)

belirli (nedir)

  1. Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
    Örnek: Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
  2. (en) Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
  3. (en) Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
  4. (en) Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.

belir (nedir)

  1. (en) [belirmek] v. appear, become clear; dawn

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)