|
temelli senatör
-
Belli bir süreye bağlı olmayan atanmış senatör.
-
Herhangi bir nitelikte temeli olan.
-
Geçici olmayan, sürekli, kalıcı, devamlı, daimî
Örnek:
Sermet Muhtar, Akşam gazetesinin temelli imzalarından biri oldu. Y. Z. Ortaç
-
Büsbütün, tamamen.
-
(te'melli) Sürekli olarak.
-
1. Temeli olan 2. Geçici ve eğreti olmayıp sonuna kadar sürecek olan.
-
Having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.
-
Which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.
-
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
Örnek:
Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor. H. E. Adıvar
-
Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
-
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
-
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
Örnek:
Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun. N. Cumalı
-
1- (Genel anlamda) Bir şeyin üzerindetemellendiği, kurulduğu şey (bir evintemeli, bir kurumuntemeli vb.). 2- Tinsel nitelikte bir şeyin varsaydığı ve kendisine dayandığı ilke. (Ma tematiğintemeli, hukukuntemeli, eğitimintemeli, ahlâkıntemeli vb. Ahlâkıntemeli, bir ahlâk öğretisinde, ahlaksal doğruların kendisinden çıkarıldığı ilkedir; (ör. Epikuros'un ahlâk felsefesinde bu ilke haz'dır). 3- Bütün bir bilgiler bağlamının kendisinden çıkarılabildiği en genel ve en yalın önerme; en genel önermelerden ve en genel düşüncelerden kurulmuş bir dizge. (Ör. Tümevarımıntemeli, kendisinden biçimsel olarak olaylardan yasalara geçme hakkının çıkarılabileceği bir ilkedir.)
-
1. Bir şeyin gelişimi için ilk ögeler. 2. En önemli, belli başlı, ana, esas. 3. Dayanıklı. 4. Bir yapının sağlam dayanak buluncaya kadar toprak içinde aşağıya doğru uzatılan dip duvarları.
-
Basic. bread-and-butter. fundamental. primary. principal. underlying. elementary. basal. abecederian. constitutive. elemental. guiding. parent. rudimental. rudimentary. staple. working. foundation. base. basis. footing. ground. groundwork. root. back.
-
Base. basic. basis. bed. central. cornerstone. elementary. essential. footing. foundation. fundamental. ground. grounding. groundwork. keynote. leading. main. precept. primary. principal. rationale. rudimentary. rudiments. chief.
-
Basic. basis. foundation. basic principle. origin. basic fundamental. principal. chief. main. most important. footing. foot. ground work. ground. support. basement. bedding. base. bottom. essence. fabric. grounding. groundwork. leading. master. pedestal.
-
Foundation
-
Fondement
-
Fundamentum
-
Senato üyesi.
-
Senator.
-
İşaret.
-
İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
Örnek:
Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. Y. Z. Ortaç
-
Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
-
Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
-
Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
-
Geminin orta bölümü.
-
Meni.
-
Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
-
Ses şiddetiyle ilgili birim.
-
Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.
-
Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.
-
The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.
-
See Baal.
-
A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.
-
The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Waist. loins. the small of the back. sperm. spade.
-
A logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
-
Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.
-
The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.
-
The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.
-
A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.
-
A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).
-
Belarus ).
-
Equal to 10 decibels, see decibel.
-
Business Establishment Listing.
-
A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.
-
A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.
-
Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.
-
A stylized creeper pattern.
-
The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.
-
Waist
-
Ceinture
-
Kls Belgium.
-
Güç düzeyi farki birimi
-
Bir bağ ile tutturulmuş olan
Örnek:
Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
-
Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
Örnek:
Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
-
Sınırlanmış, sınırlı.
-
Kapatılmış olan, kapalı.
-
Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
-
Sadık
Örnek:
Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
-
Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
-
Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
-
Mülzem.
-
İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
-
Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
-
Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
-
Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
-
Coupled
-
Gekuppelt
-
Accouplé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|