|
temas
-
Değme, dokunma (I), dokunuş (I).
-
Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet
Örnek:
Her nevi halkla temas ve kaynaşma hâlinde bulunmalıdır. S. F. Abasıyanık
-
Değinme, sözünü etme, bahsetme.
-
Gidip gelme, ulaşım, bağlantı.
-
Dokunma.
-
Bk. değme
-
Bk. değini
-
Contact. touch. communication. contiguity. feel.
-
Brush. contact. touch.
-
Contact. touch. communication.
-
Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele
Örnek:
Deli gönül değme çaydan bulanmaz / Coşarsa dalgası kendinden olur. Âşık Veysel
-
Seçkin, seçme.
-
Değmek işi, temas.
-
Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri.
-
Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri.
-
Bir elektrik çevrimini bütünlemek için iki çevrim öğesinin birleşmesi.
-
Contact. every. any. touch.
-
contact
-
Kontakt
-
Berührung
-
contact
-
Dokunmak (I) işi, temas.
-
Dokunmak (II) işi.
-
Tactile. tactual. touching. contact. touch. feeling. handling. palpation. tact.
-
Contact. dab. feeling. touch.
-
Contact. touch. touching. sense of touch. tangency. strike. pat. slap. handling. impression. feel. contingency.
-
Dokunma (I) işi veya biçimi, temas
Örnek:
Yolda, bir aralık Lami dizlerinde sıcak bir dokunuş duydu. P. Safa
-
Dokunma (II) işi veya biçimi.
-
Dokunma ipliklerinin çaprazlama biçimi.
-
touch.
-
Touching. texture.
-
Touch. contact. texture.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|