Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > tekabül etmek nedir, tekabül etmek ne demek (tekabül etmek nnd)

tekabül etmek nedir, tekabül etmek ne demek?

tekabül etmek

  1. Karşılık olmak, karşılamak, bir şeyin yerini tutmak.

tekabül (nedir ne demek)

  1. Karşılık olma, karşılama.
  2. Karşı olum.
  3. Bk. karşıolum
  4. (en) Correspondence.
  5. (en) Equivalence.
  6. (en) Compensation.
  7. (en) Reciprocity.

karşıolum (nedir ne demek)

  1. I. (Mantıkta) 1- Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan iki kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. // Özel biçimleri: a. Çelişikkarşıolum: Burada bir kavram, ötekinin doğrudan doğruya değillenmesidir (ak - ak olmayan), b. Karşıtkarşıolum: Burada aynı tür içinde bir dizinin en belirgin parçaları karşı karşıyadır (ak-kara). c. Görelikarşıolum-ilişkilerinkarşıolumu: Bağlılaşık kavramlar arasındadır (baba-oğul). d-Yoksunluk bildirenkarşıolum: Bir yetkinlik ve onun eksikliği arasındadır (gören -kör), e. Düşüncenin belli koşullar altında kaçınılmaz biçimde içine düştüğü çatışkı. Karşıt kavramlar aynı konuyle ilgili olarak aynı zamanda evetlenemedikleri halde değillenebilirler. Çelişik kavramlar aynı konuyla ilgili olarak aynı zamanda evetlenemedikleri gibi değillenemezler de: 1) K, S ise P değildir. 2) K, P ise S değildir.karşıolumların örtüşmesi Ama K ne S ne P olmayabilir; burada P ile S karşıt kavramlardır. Bunların çelişik kavramlar olmaları için, yukarıdaki iki önermeye şu iki önermeyi de katmalıdır: 3) K, S değilse P dir. 4) K, P değilse S dir, yani K, ya S dir, ya P dir. 2- Aynı özne ve aynı yüklemi olan, ama a. nicelik ya da kapsam (A ve I, E ve O); b. nitelik (A ve E, I ve O: karşıt); c. hem nitelik, hem nicelik (A ve O, I ve E: çelişik) bakımından ayrı olan önermelerin durumu: Bütün öğrenciler çalışkandır. Hiç bir öğrenci çalışkan değildir. Bazı öğrenciler çalışkandır. Bazı öğrenciler çalışkan değildir. Günlük dilde çoğunlukla birbirine karıştırılan karşıt ve çelişik kavramlarını iyice birbirinden ayırmak gerekir; tümel olumlu önerme ile tümel olumsuz önerme birbirlerine karşıdırlar, ama bukarşıolum bir çelişme olmayıp bir karşıtlıktır (contrarius); tümel olumlu önermenin çelişiği olankarşıolum tikel olumsuz önermedir. (Şemaya bkz.) II. Varlıkbilim (fizikötesi açısından) 1- Gerçeklikteki çatışma; türlü güçlerin birbiriyle çatışması: Bir istenç ile başka bir istenç, bir güçle başka bir güç arasındakikarşıolum. 2- Varlığın kendi içindeki uçlaşma (kutuplaşma) durumları (soluk alma-verme, eril-dişil). 3- Yaşamın ve tinin kımıldatıcı, devindirici itilimi, dürtüsü ve ileri götüren yaratıcı gücü (özellikle J. Böhme'den Alman idealizmine değin Alman fizikötesinde). 4- Eytişimselkarşıolum: Bir varlığın (sav) karşıtına dönüşmesi (karşısav) ve bu yolla daha yüksek bir birliğe (bireşim) ulaşması; sav ile karşısav arasındaki ilişki, bk. eytişim, örtüşme. 5- Bireşime yer vermeyen, varoluşsal bir karar gerektiren bir seçeneğin iki kanadı arasında "ya-ya da" biçiminde beliren ilişki.
  2. (en) Opposition.
  3. (fr) Opposition
  4. (la) Oppositio

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

karşılık (nedir ne demek)

  1. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
    Örnek: Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu. H. R. Gürpınar
  2. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
  3. Cevap, yanıt.
  4. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
  5. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
  6. İktisadi karar birimleri tarafından istenen veya gereksinim duyulan malların satılması, paranın verilmesi, ödeneğin sağlanması gibi işler.
  7. Bedel.
  8. (en) As against.
  9. (en) Equivalent.
  10. (en) Comeback.
  11. (en) Price.
  12. (en) Redress.
  13. (en) Retort.
  14. (en) Reward.
  15. (en) Reaction.
  16. (en) Translation.
  17. (en) Amount paid.
  18. (en) Equivalent given in return.
  19. (en) Appropriation.
  20. (en) Designated fund.
  21. (en) Answerback.
  22. (en) Provisions.
  23. (en) Return.
  24. (en) Wages.
  25. (en) Answer.
  26. (en) Reply.
  27. (en) Payoff.
  28. (en) Consideration.
  29. (en) Counter.
  30. (en) Counterbalance.
  31. (en) Counterpart.
  32. (en) Offset.
  33. (en) Payment.
  34. (en) Provision.
  35. (en) Quid pro quo.
  36. (en) Quittance.
  37. (en) Reciprocation.
  38. (en) Recompense.
  39. (en) Remuneration.
  40. (en) Repayment.
  41. (en) Requital.
  42. (en) Response.
  43. (en) Acknowledgement.
  44. (en) Reciprocity.
  45. (en) Compensation.
  46. (en) Allowance.
  47. (en) Opposite.
  48. (en) Contrary.
  49. (en) İn contrast to.
  50. (en) İn response to.
  51. (en) İn payment for.

olmak (nedir ne demek)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Happen.
  10. (en) Come.
  11. (en) Form.
  12. (en) Grow.
  13. (en) Reign.
  14. (en) To come into being.
  15. (en) Fall out.
  16. (en) Make.
  17. (en) Originate.
  18. (en) Prove.
  19. (en) Stand.
  20. (en) To go under the styles of.
  21. (en) To go through accounts.
  22. (en) Be situated.
  23. (en) Become.
  24. (en) Exist.
  25. (en) Occur.
  26. (en) Take place.
  27. (en) Have.
  28. (en) Mature.
  29. (en) Befall.
  30. (en) Come about.
  31. (en) Come off.
  32. (en) Come over.
  33. (en) Eventuate.
  34. (en) Fare.
  35. (en) Go on.
  36. (en) Hatch.
  37. (en) Turn.
  38. (en) Transpire.
  39. (en) To be.
  40. (en) To become.
  41. (en) To exist.
  42. (en) To happen.
  43. (en) To occur.
  44. (en) To take place.
  45. (en) To go no.
  46. (en) To come about.
  47. (en) To transpire.
  48. (en) To get.
  49. (en) To fit.
  50. (en) To be suitable for.
  51. (en) To be present.
  52. (en) To ripen.
  53. (en) To mature.
  54. (en) To catch.
  55. (en) To have.
  56. (en) To undergo.
  57. (en) To be ready/prepared/cooked.
  58. (en) To be done out of sth.
  59. (en) Catch.
  60. (en) To be completed.
  61. (en) To be cooked.
  62. (en) Turn out.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014