Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > taze para nedir, taze para ne demek, taze paranın anlamı, ingilizcesi (taze para nnd)

taze para nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








taze para

  1. İş gücünü güçlendirmek amacıyla farklı kaynaklardan sağlanan para.
  2. (en) Fresh money.

taze (nedir)

  1. Bozulmamış, bayatlamamış olan
    Örnek: Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç
  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
    Örnek: Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal
  3. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
    Örnek: Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal
  4. Yeni, zamanı geçmemiş
    Örnek: Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı
  5. Genç kadın
    Örnek: Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Ö. Seyfettin
  6. Yeni, körpe, genç.
  7. (en) Fresh. green. tender. new. crisp. dewy. hot. raw. warm. freshly.
  8. (en) Bracing. crisp. crispy. fresh. hot. late. new. young. youthful. recent. tender.
  9. (en) Fresh. new. young. hot. raw. spring chicken. sweet. warm. youthful.

para (nedir)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. (en) Money. monetary. pecuniary. coffers. money. cash. shekels. currency. shiners. coin. boodle. brass. bread. chink. chip. dough. ducat. dust. funds. green. jack. kale. lolly. lucre. filthy lucre. means. purse. rock. sugar. tin. wherewithal.
  7. (en) Bread. capital. cash. currency. dough. drain. fund. leeway. means. money. obverse. take. wealth.
  8. (en) A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  9. (en) A prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification. Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  10. (en) Ortho-, and Meta-.
  11. (en) A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  12. (en) Money. brass. bread. cash. coffers. commodity money. currency. dibs. dimes. dough. face value. filthy lucre. funds. geets. gelt. investment. lolly. means. the necessary. net personality. pocket. to be pushed. rhino. riches. roll. shekels. shiners. spendol.
  13. (en) Having resemblance to certain features. prefix, beside, near. far from, away, out, different from.
  14. (en) A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  15. (en) A woman who has been delivered of a viable fetus. paragraph.
  16. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  17. (en) Beside/next to.
  18. (en) Paraplegic. the number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'. 100 para equal 1 dinar. a soldier in the paratroops. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  19. (önek) yakın; ötesinde; ikinci derecede; benzer.
  20. I. paraşütçü asker, paragraf

gücün (nedir)

  1. Dara dar.
  2. Güçlükle, ancak, zorla.
  3. (en) [gücü] n. reed, any of several varieties of tall marsh grass; thin piece of wood or plastic placed on the mouthpiece of reed instruments (the air flow causes it to vibrate and create sound)

güçlendirmek (nedir)

  1. Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak.
  2. (en) Strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.
  3. (en) Brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.
  4. (en) To strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)