Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > taze otla beslemek nedir, taze otla beslemek ne demek, taze otla beslemenin anlamı, ingilizcesi (taze otla beslemek nnd)

taze otla beslemek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








taze otla beslemek

  1. (en) Soil

taze (nedir)

  1. Bozulmamış, bayatlamamış olan
    Örnek: Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç
  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
    Örnek: Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal
  3. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
    Örnek: Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal
  4. Yeni, zamanı geçmemiş
    Örnek: Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı
  5. Genç kadın
    Örnek: Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Ö. Seyfettin
  6. Yeni, körpe, genç.
  7. (en) Fresh. green. tender. new. crisp. dewy. hot. raw. warm. freshly.
  8. (en) Bracing. crisp. crispy. fresh. hot. late. new. young. youthful. recent. tender.
  9. (en) Fresh. new. young. hot. raw. spring chicken. sweet. warm. youthful.

beslemek (nedir)

  1. Yiyecek ve içeceğini sağlamak
    Örnek: Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk. H. E. Adıvar
  2. Yedirmek
    Örnek: Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti. H. E. Adıvar
  3. Semirtmek.
  4. Eklemek, katmak, çoğaltmak
    Örnek: Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı. N. Cumalı
  5. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
    Örnek: Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık. R. N. Güntekin
  6. Yetiştirmek
    Örnek: Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya! H. Taner
  7. Bir duyguyu gönülde yaşatmak
    Örnek: Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi. Y. K. Beyatlı
  8. Maddi yardım yapmak, desteklemek.
  9. (en) Feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.
  10. (en) Feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.
  11. (en) To feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

soil (nedir)

  1. I. toprak; ülke; gelişme ortamı, yuva. alluvial soil aluvyonlu toprak. one's native soil ana vatan. poor soil verimsiz toprak. rich soil verimli toprak.
  2. F., i. kirletmek, lekelemek; namusuna leke sürmek; kirlenmek, lekelenmek; i. leke, kir; çirkef, pislik, çöp; gübre.
  3. F. hayvanları taze otla beslemek, semirtmek.

bozulmamış (nedir)

  1. (en) Intact.
  2. (en) Intact. virgin.
  3. (en) Chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)