|
taze buhar
-
Live steam
-
Bozulmamış, bayatlamamış olan
Örnek:
Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç
-
Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
Örnek:
Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal
-
Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
Örnek:
Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal
-
Yeni, zamanı geçmemiş
Örnek:
Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı
-
Genç kadın
Örnek:
Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Ö. Seyfettin
-
Yeni, körpe, genç.
-
Fresh. green. tender. new. crisp. dewy. hot. raw. warm. freshly.
-
Bracing. crisp. crispy. fresh. hot. late. new. young. youthful. recent. tender.
-
Fresh. new. young. hot. raw. spring chicken. sweet. warm. youthful.
-
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
Örnek:
Bu bombardımanda ne yeni silahların çelik sesini işittik ne de buharı andıran dumanla karışık şimşeği gözlerimizi kamaştırdı. R. H. Karay
-
Bk. uçuk
-
Suyun, ısı etkisiyle gaz halini almış biçimi.
-
Bk. buğu
-
Bk. buhar
-
Steam. vapor. vapour. exhalation. aura.
-
Fume. steam. vapour.
-
Steam. vapour. fume. port.
-
Steam
-
Uçmuş, soluk
Örnek:
Parasızın yürüyüşü sürtük, gözleri süzük, rengi uçuk, sesi bozuktur. R. H. Karay
-
Açık (renk)
Örnek:
Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık... P. Safa
-
Hafif, belirsiz
Örnek:
Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız. A. İlhan
-
Deli dolu.
-
Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık.
-
Sıcaklığını değiştirmeksizin, yalnızca basıncını artırarak sıvılaştırabilen bir uçunun durumu.uçuk, dönüşül sıcaklık altında bulunan bir tür uçundur.
-
Sıcaklığını değiştirmeksizin, yalnızca basıncını artırarak sıvılaştırabilen bir uçunun durumu.uçuk, dönüşül sıcaklık altında bulunan bir tür uçundur.
-
Bir sıtma belirtisi olarak da ortaya çıkabilen, sulu, küçük deri kabarcığı.
-
1. Uçmuş, soluk renk. 2. Çökmüş yer, toprak. 3. İyi. 4. Sivri dağ tepesi.
-
Herpes.
-
Crackpot. ethereal. blain. vesicle. herpes. cold sore. faded. pale.
-
Pallid.
-
Vapor
-
Fever blister
-
Dampf
-
Hitzblaschen
-
Vapeur
-
Herpès
-
Herpes
live steam (nedir)
-
F. yaşamak, sağ olmak, hayatta olmak; beslenmek; geçinmek, ömür sürmek; oturmak, eğleşmek, ikamet etmek; geçirmek, sürmek (hayat). live a double life iki yüzlü hayat yaşamak. live a lie sahte hayat geçirmek. live and learn yaşadıkça ögrenmek. Live and let live. Ne sen bana karış ne ben sana karışayım. live down a slander bir iftirayı unutturacak şekilde yaşamak. live fast sefahat sürmek. live out sonuna kadar yaşamak. live up to one's reputation şöhretini doğrulayacak bir hayat yaşamak.
-
S. canlı, diri, zinde, hayat dolu; hayata ait, yaşayanlara ait; yanan; elektrikle dolu (tel); parlak (renk); asıl yerinde bulunan (kaya); matb. basılmaya hazır; patlamamış (bomba); radyo canlı (yayın). live embers sönmemiş ateş korları. live load hareketli yük. live oak kışın yapraklarını dökmeyen bir ceşit meşe ağacı. live rail elektrikli lokomotife cereyan veren ray. live steam kazandan gelen tam kuvvetli istim. live wire elektrik cereyanı nakleden tel; k.dili başkalarını harekete getirme kabiliyeti olan faal kimse. a live issue günün mühim meselesi.
-
F. yaşamak, hayatta kalmak; oturmak; hayatın tadını çıkarmak
-
I. buhar, islim, buğu, istim; k.dili. kuvvet, şiddet, enerji; k.dili. hidde.t steam boiler buhar kazanı. steam engine buhar makinası; lokomotif. steam hammer buharlı varyos .steam heat buharlı kalorifer sistemi. steam shovel istimli ekskavatör. steam table lokantada yemekleri sıcak tutan buharlı tezgâh. steam turbine buharlı turbin. at full steam, full steam ahead son hızla, büyük bir güçle. blow off steam, let off steam islim salıvermek; hiddetlenip içini dökmek. dry steam kuru buhar get up steam bir teşebbüs için kuvvetini toplamak. work off steam islim salıvermek; birikmiş enerjiyi sarfetmek.
-
F. buhar salıvermek; buğulamak: buharda pişirmek; buğusu çıkmak, dumanı çıkmak, buram buram tütmek, islim halinde çıkmak; vapurla yolculuk yapmak. steam up buğulamak; güçlendirmek; coşturmak.
-
F. buhar çıkarmak, buğulamak, buğulama yapmak, buharla çalışmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|