|
tax
-
Vergilendirmek, vergi koymak, yük olmak, yormak, suçlamak, mahkeme masrafını belirlemek
-
Vergi, resim
-
Külfet, yük
-
Vergi koymak, vergi yüklemek
-
Mahkeme masrafım tayin etmek
-
İsnat etmek, yüklemek
-
Külfet olmak, yormak, tüketmek
-
Bir kimseyi veya bir şeyi vergiye bağlamak.
-
Tax. to tax.
-
To tax sb / sth. to make sth taxable. to subject sth to a tax (to taxation. to impose / lay a tax on sth. to make dutiable.
-
Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para
Örnek:
Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar. B. Felek
-
Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik
Örnek:
Ne de olsa sapasağlam bir kır çocuğuydum o sıralar, şehirlilere vergi incelikleri öğrenmemiş, bozulmamıştım. A. İlhan
-
Çeşitli ülkelerde, almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para. (Örnek olarak Türkiye'de, almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre "Televizyon yıllık ruhsat ücreti" adı altında, değişen bir para alınır).
-
Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.
-
Television licence fee
-
Assessment. duty. excise. gabelle. imposition. impost. scot. tax. dues.
-
Duty. impost. tax. taxation. tribute. gift. talent. present.
-
Contribution. duty. imposition. impost. tax. tribute. assessment. levy. toll. title. surtax. apanage. charge. cloud on title. tallage. taxation.
-
Fernsehgebühr
-
Redevance, tqxe de télévision
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|