|
tasarlama
-
Tasarlamak işi
-
1 - Kıt kaynaklarla belli ereklere varabilmek için, gereksinmelerin ve kaynakların, uzun dönemler için belli ussal önceliklere uyularak dengelenmesi eylemi. 2- Kentler ve kasabalar için düzentasar hazırlama ve uygulama işi.
-
Planning. designing.
-
Planning. cogitation. contemplation. laying out. premeditation.
-
planning
-
planification
-
Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak
Örnek:
Oğlan tasarladığı planında muvaffak olamadı. H. Taner
-
Bir taşın, bir ağacın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak.
-
Plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.
-
Calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.
-
design.
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|