|
tasa etmek
-
Üzülmek, kaygıya kapılmak.
-
To worry
-
Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam
-
Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu.
-
Doyurucu olmayan ya da tedirgin edici durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede güvensizlik içinde bulunulduğu zaman algılanan tedirgin edici bir duygu.
-
Care. concern. mopes. sorrow.
-
Anxiety. preoccupation. worry. grief. care. affliction.
-
Worry. concern. preoccupation.
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Aggregate
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
Step
-
Say
-
Total
-
Üzme işine konu olmak
Örnek:
Karısının düştüğü bu hâle üzülmek şöyle dursun ona çok defa dadı kalfa muamelesi etmekten çekinmezdi. R. N. Güntekin
-
Üzüntü duymak, kaygılanmak
Örnek:
Bu apartmandan başka yere gideceksiniz diye üzülüyorum. P. Safa
-
Have the hump. feel bad about. feel badly about. bother. bother about. deplore. fret. grieve. languish. regret. rue. sadden. sorrow. trouble. be troubled about. worry. worry oneself.
-
Bemoan. deplore. droop. grieve. repine. sadden. smart. sorrow. worry.
-
Care. cut up. regret. repine. sadden. sorrow. trouble. worry.
kapılmak (nedir)
-
Kapma işine konu olmak
Örnek:
Bir ara korkuya kapıldım. R. H. Karay
-
Sürüklenmek
-
Birine güvenip boş bulunarak aldanmak.
-
Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak.
-
Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak
-
Give rein to. give free rein to. abandon oneself. fall in. be seized with. be taken with. give way. be drawn to smb. harden. be overcome by. be overcome with. be possessed by. be possessed with. sink into. slide into. surrender.
-
Dissolve. to be seized. to be carried away. to give way.
-
To be seized. to be grabbed. to trust in sb only to be declined. to be carried away. to be washed away by. to be entranced by.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|