Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > tasa çekmek nedir, tasa çekmek ne demek, tasa çekmenin anlamı (tasa çekmek nnd)

tasa çekmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








tasa çekmek

  1. Üzüntü içinde olmak, üzülmek.

tasa (nedir)

  1. Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam
  2. Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu.
  3. Doyurucu olmayan ya da tedirgin edici durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede güvensizlik içinde bulunulduğu zaman algılanan tedirgin edici bir duygu.
  4. (en) Care. concern. mopes. sorrow.
  5. (en) Anxiety. preoccupation. worry. grief. care. affliction.
  6. (en) Worry. concern. preoccupation.

çekmek (nedir)

  1. İçine almak, emmek.
  2. Germek.
  3. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
  4. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak.
  7. Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
  8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Claw
  11. (en) Be cursed with smth. take one's medicine. stand the racket. pull. draw. magnetize. attract. suffer. go through. bear. shrink. pull over. pull away. tow. tow away. take after. undergo. carry. engross. hold. inhale. sip. abide. absorb. bear with. broo.
  12. (en) Abide. abstract. appeal. attract. bear. beguile. brook. captivate. drag. draw. endure. enthrall. experience. extract. haul. inflect. know. lure. magnetize. pull. shrink. undergo. unfurl. weigh. withdraw. to pull. to draw. to drag. to haul. to tug. to lug. to tow. to withdraw. to hoist. to extract. to carry. to support. to draw. to pull out. to suffer. to undergo. to bear. to endure. to abide. to put up with. to absorb. to inhale. to shrink. to içmek. to take. to grind öğütmek. to shoot. to run up. to catch. to conjugate. to decline. to weigh. to attract. to magnetize. to charm. to captivate. to appeal. to beguile. to distil. to lay döşemek. to give. to give a meaning. to interpret. to last. to take. to drive. to put on. to wear. to pull on. to draw on giymek. to apply.
  13. (en) To draw. to pull out. to extract. to attract. to please. to draw. to absorb. to suck in. to breath in. to sniff. to bear. to pay. to suffer. to endear. to go through. to undergo. to withdraw. to cal.
  14. (en) Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out
  15. (en) Pull up
  16. (en) Hoist, run up
  17. (en) Whisk
  18. (en) Stretch
  19. (en) Arrest
  20. (en) Conjugate
  21. (en) Toss
  22. (en) Up with
  23. (en) Receive

çevirmek (nedir)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph
  11. (en) Turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.
  12. (en) Bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.
  13. (en) Translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.
  14. (en) Pull
  15. (en) Turn over
  16. (en) Revert
  17. (en) Assemble
  18. (en) Bowl
  19. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  20. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

üzüntü (nedir)

  1. Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür
    Örnek: Sesinde bir üzüntü, hatta bir sitem sezdim. A. Gündüz
  2. (en) Affliction. care. chagrin. damp. dejection. desolation. distress. disturbance. fret. grief. hurt. mopes. regret. sadness. slough. sorrow. strait. trouble. unhappiness. woe. worry. straits.
  3. (en) Affliction. agitation. care. cross. distress. dumps. gloom. grief. regret. sorrow. stew. trouble. woe. worry.
  4. (en) Affliction. annoyance. blue devil. bother. botheration. chagrin. despair. fret. grief. load. mope. sorrow. thorn. tribulation. trouble. vexation. woe. worry.

içinde (nedir)

  1. Süresince, zarfında
    Örnek: Bu yarım saat içinde evde neler geçti? Y. Z. Ortaç
  2. Ortamında
    Örnek: Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz. F. R. Atay
  3. ... ile dolu bir biçimde.
  4. (en) Included. in. inside of. within. inly. therein. in. inside. within. among. amongst. sub.
  5. (en) Included. in. inside of. within. inly. therein. inside. among. amongst. sub.
  6. (en) In. inside. within (a limit. under (circumstances. all. full of. having.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)