|
tart
-
Kovma, çıkarma.
-
Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta.
-
Bk. kovma
-
Weighout.
-
Sharp to the taste; acid; sour; as, a tart apple.
-
Fig.: Sharp; keen; severe; as, a tart reply; tart language; a tart rebuke.
-
A species of small open pie, or piece of pastry, containing jelly or conserve; a sort of fruit pie. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust a small open pie with a fruit filling.
-
Dismissal. discharge. debarment. exclusion. flan. pie.
-
A woman who engages in sexual intercourse for money. a small open pie with a fruit filling. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust. tasting sour like a lemon. harsh; 'sharp criticism'; 'a sharp-worded exchange'; 'a tart remark'.
-
A secondary coffee taste sensation characterized by a predominantly puckering, sour sensation along the sides of the tongue Caused by higher-than-normal percentage of sour acids, almost giving the taste a puckering sensation. sharp; acceptable if not too acidic.
-
Synonym for 'acidic'.
-
Pastry shell with shallow sides and no top crust that is filled with a savory or sweet filling.
-
A sweet- or savory-filled baked pastry with no top crust.
-
A pastry crust with shallow sides, a filling and no top crust.
-
Wine whose taste is similar to that of vinegar.
-
Sharp-tasting because of acidity.
-
A shallow open-face savory or sweet pie, or similarly shaped dessert.
-
A descriptor for wines with high acid content and unripe fruit flavors Not a compliment Thin: It is said of wines that lack substance and structure.
-
Acidic; sharp tasting.
-
A taste due to an excess of acidity, or low pH.
-
Sharp-tasting because of acidity Occasionally used as a synonym for acidic.
-
Also referred to as acidic Young white wines often have this characteristic.
-
A pastry crust with shallow sides but no top crust It is filled with French cream and topped with fresh fruit.
-
S. ekşi, mayhoş; ters, keskin, acı. tart'ly z. terslikle; ekşice .tart'ness i. ekşilik; keskinlik.
-
I. turta; (argo) fahişe, sokak kadını.
-
Kovmak işi
Örnek:
Türkçüler, terkipli lisanla beraber aruz veznini de millî edebiyatımızdan kovmaya karar verdiler. Z. Gökalp
-
Çok ağır bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin hiçbir okula devamına olanak bırakmayacak biçimde okuldan uzaklaştırılması.
-
Dismissal. expulsion. sack. expulion. the chop.
-
Expulsion. boot. expelling. repulse.
-
Expulsion
-
Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma.
-
Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.
-
Çıkarmak işi.
-
1. Kullanılmış filmi işlemeliğe göndermek üzere alıcıdan alma. Sinem./TV
-
Bir oyunluktan, filmden ya da televizyon izlencesinden sözcükleri, görüntüleri ya da bir parçayı, kullanılmaması için, alma.
-
1. unloading, 2. cut
-
Deduction. subtraction. elimination. belch. cancel. cancellation. dismantlement. ejection. ejectment. emission. exclusion. expulsion. extraction. extrusion. haulage. issuance. issue. omission. rejection.
-
Detachment. discharge. dismissal. elimination. exclusion. expulsion. extraction. omission. removal. subtraction. taking out. subtraction tarh. landing.
-
Issue. subtraction. the act of removing. landing of troops. edition. publishing. hoisting. lift. lifting. elevation. raising. landing. removal. extraction. skip. haulage. education. discharge. release. dismissal. omission. elimination. deducti.
-
1. Entladung, 2. Schnitt
-
1. déchargement, 2. coupure
-
Çeşit, cins.
-
Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram.
-
Türlü.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. // Ama bu cins kavramı, kendi üzerinde bir başka cins varsa, yenidentür durumuna gelir ve bu böyle sürüp gidebilir. Mantık diliyle: Bir A sınıfı , bir başka sınıfın, B sınıfının kapsamı içindeki bir bölümü kurduğunda: B cinstir, A datür. (Ör. Hayvan canlı varlık karşısındatürdür, aslan karşısında cinstir.)
-
Birbirinden üreyen ve dirimbilimsel açıdan akraba olan canlı varlıklar öbeği. (Ör. Arslan ya da insan.
-
Type. sort. kind. variety. species. genus. breed. class. genre. ilk. persuasion. race. sort of. strain. stripe.
-
Breed. cast. class. description. form. genus. kind. nature. range. sort. species. stamp. type.
-
Type. sort. species. type. kind. class. description. family. genus. variety.
-
Door.
-
Species
-
Espèce
-
Species
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|