|
taramalı geçirmeli elektron mikroskobu stem temscan
-
Hem yüzey yapısını hem de kesit yapısını incelemeye imkân veren bir tip elektron mikroskobu.
-
Geçirmek işi.
-
Permeation. passing. tracing.
-
Transfer. transmission. passing. infecting. conductance. conduction. conveyance. transposition. tranfusion. permeability. farewell. giro.
-
Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.
-
Bk. eksicik
-
Bütün atomların yapısında bulunan elemansel tanecik. (Elektron, atom çekirdeğine bağlıdır ve ortadaki çekirdeğin çevresinde yer alan basamaklarda, değişik sayılardaelektronun döndüğü varsayılır. Her atomdaki basamağın sayısına ve her basamaktaki eksi yüklüelektron sayısına göre değişik kimyasal öğeler ortaya çıkar. Belirli nicelikte elektrik taşıyanelektron, bu özelliğinden dolayı elektrik akımının temel öğesidir.elektronun çeşitli görünüşlerini elektriksel olaylarla izleriz).
-
Yükü 1,6022.10-19 Coulomb, kütlesi 9 .1096.10-28 g. olan ve atom çekirdeğinin çevresindeki erke düzeylerinde yer alan kalımlı temel parçacık.İng.: electron Fr.: électron Alm.:elektron
-
Negatif yüklü çekirdek parçacığı.
-
electron
-
electron.
-
elektron
-
électron
-
Öğecik ile özdecik yapısını oluşturan, kütlesi çekinden iki bin kez daha küçük, eksi yüklü temel tanecik.
-
Önelcikten yaklaşık olarak iki bin kez daha yeğni olan, eksi yüklü temel parçacık.
-
electron
-
Elektron
-
électron
-
Bk. taramalı geçirmeli elektron mikroskobu
-
Sapını koparmak, çıkmak, gelmek, set çekmek, durdurmak, kesmek, engellemek, karşı ilerlemek
-
sap
-
Ağaç gövdesi, gövde
-
Sap gibi şey, kol
-
Muz hevengi
-
Kadeh ayağı
-
Kol saati kurgusu, aks, direk
-
silsile
-
Harfin yukarı uzantısı
-
dilb
-
Geminin baş bodoslaması
-
Pruva, baş
-
, baş verip gitmek, göğüs verip ilerlemek
-
Set çekmek, önlemek
-
durdurmak
-
tıb
-
Bk. taramalı geçirmeli elektron mikroskobu
-
Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
-
Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü.
-
Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü.
-
Yan yana çatılarak bezemin çeperlerini ortaya çıkaran, üzerlerine kontrplak çakılmış değişik boydaki çerçevelerden oluşan parçalar.
-
flat
-
Surface. face. plane. superficies. surface.
-
Level. surface. plane satıh.
-
Level. surface.
-
face
-
Wand
-
Fläche
-
châssis
-
face
-
Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey.
-
Bir toplumun bölümü, kesim.
-
Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç.
-
Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta.
-
Mikroskopta incelemek üzere hazırlanmış ince doku tabakaları.
-
Cutaway. section. profile. crossing. edge.
-
Section. cross-section.
-
Cross section.
-
section
-
section
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|