|
takmak
-
Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
Örnek:
Gözlüğünü takıp masaya eğildi. R. H. Karay
-
Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek.
-
Ad, lakap koymak
Örnek:
Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor. H. Taner
-
Kuşanmak.
-
Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
Örnek:
Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar. Y. Z. Ortaç
-
Biriyle olumsuz olarak uğraşmak.
-
Borç bırakmak
Örnek:
Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu. P. Safa
-
Önemsemek, önem vermek, tınmak.
-
Give a damn. fixate. affix. attach. fix. stick. hook. set. wear. bother. hang. hang on. hitch. infix. snag.
-
Attach. hitch. mount. stick. wear. to attach. to affix. to fasten. to hitch. to set. to put on. to wear. to put sth on. to give. to incur. not to pay. to have it in for sb. to have a down on. to make a dead set at. to care. to give a damn/shit. to. to give as a present. to give.
-
Mount. to attach. to fasten. to affix. to put sth on. to pin sth to. to hang sth on. to pick on. to single sb out for harassment. to nickname. to do or diddle sb out of a certain amount of money. to fail. to flunk. to couple. t.
-
thread
-
stock
-
mount
şey(nedir ne demek)
-
Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
Örnek:
Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
-
Nesne, madde
Örnek:
Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
-
Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
-
(Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
-
Bk. nesne
-
Thing. stuff. object. matter. article. affair. chose. concern. doing. doings. doodad. doohickey. lark. res. thingumabob. thingumajig. thingummy. whosit.
-
Business. object. stuff. thing. thingamajig. what-d'you-call-him/-her/-it. what's-his/-her/-its-name. thingummy. thingumabob. thingumajig. well.
-
Thing. what-do-you-call-it. article. chose. jinx. jolly. object. stuff.
-
thing
-
chose
-
Res; skolastikte: ens
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|