Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > takip etmek nedir, takip etmek ne demek (takip etmek nnd)

takip etmek nedir, takip etmek ne demek?

takip etmek

  1. Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitmek, izlemek
    Örnek: Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu. Ö. Seyfettin
  2. Belli bir yöne gitmek.
  3. Uymak, bir şeyi izlemek.
  4. Dikkatle dinlemek, anlamak.
  5. Kovuşturmak.
  6. Hemen arkasından gelmek
    Örnek: Bu hoyrat düşünceleri bir şimşek süratiyle taban tabana zıt fikirler takip ediyor. H. Taner
  7. (en) Follow.
  8. (en) To follow.
  9. (en) To pursue.
  10. (en) Excuss.
  11. (en) Heel.
  12. (en) Hound.
  13. (en) Prosecute.
  14. (en) Recover.
  15. (en) To keep tab on.
  16. (en) Track.

takip (nedir ne demek)

  1. Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme
  2. Ardınca gitme veya gelme.
  3. Kovuşturma, kovuşturulma.
  4. İzinden gitme, uyma, izleme.
  5. Geri çekilmekte olan düşmanı yenmek, yok etmek için yapılan hareket.
  6. İzlem
  7. Bk. izleme
  8. (en) Pursuit.
  9. (en) Tracing.
  10. (en) Chase.
  11. (en) Chasing.
  12. (en) Follow-up.
  13. (en) Hunting.
  14. (en) Prosecution.
  15. (en) Pursuance.
  16. (en) Persecution.
  17. (en) Following.
  18. (en) Trailing.
  19. (en) Succeeding.
  20. (en) Watching closely.
  21. (en) Legal proceedings.

izleme (nedir ne demek)

  1. İzlemek işi, takip.
  2. Sanığın üstüne atılan suçu işleyip işlemediğini ortaya çıkarmak için, olumlu ya da olumsuz kanıtların toplanması yolunda yapılan işlemlerin tümü.
  3. Bir filmin, göstericiyle görüntülüğe yansıtılan ya da bakımlıkta oynatılan görüntülerini görme. TV
  4. Bir almacın görüntülüğündeki görüntüleri görme.
  5. Temel fişin alt yanında ya da arka yüzünde bulunan kayıtla ek fişleri bulma. bkz.izleme kaydı.
  6. (en) Vision, seeing, viewing (of a film),.
  7. (en) Viewing (television).
  8. (en) Pursuit, follow.
  9. (en) Following.
  10. (en) Tracking.
  11. (en) Tracing.
  12. (en) Follow-up.
  13. (en) Surveillance.
  14. (al) Sicht, Vision
  15. (fr) Vision
  16. (fr) Poursuite pour dettes

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

yetişmek (nedir ne demek)

  1. Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
    Örnek: Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti. Ö. Seyfettin
  2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak.
  3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
    Örnek: Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi. A. Ş. Hisar
  4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
    Örnek: Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Değmek, uzanıp dokunabilmek.
  6. Vakit bulmak, yapabilmek.
  7. Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek.
  8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
    Örnek: Bol zamanıma yetişti de, ben onu böyle şımarık büyüttüm. P. Safa
  9. (en) Catch.
  10. (en) Arrive.
  11. (en) Blossom.
  12. (en) Train.
  13. (en) To take before the bound.
  14. (en) Attain.
  15. (en) Catch up.
  16. (en) Catch up on.
  17. (en) Run smb.
  18. (en) Close.
  19. (en) Come up with.
  20. (en) Draw up.
  21. (en) Equal.
  22. (en) Grow.
  23. (en) Hand up.
  24. (en) Keep up with.
  25. (en) Overtake.
  26. (en) Pull up.
  27. (en) Pull up to.
  28. (en) Pull up with.
  29. (en) Reach.
  30. (en) Get at.
  31. (en) Get through.
  32. (en) Head.
  33. (en) Make.
  34. (en) Reach sb.
  35. (en) Serve.

yakalamak (nedir ne demek)

  1. Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
    Örnek: Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım. R. H. Karay
  2. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek.
  3. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
  4. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak.
  5. Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek.
  6. Birdenbire etkisi altına almak.
  7. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
  8. Belirlemek, anlamak
    Örnek: Kız onun zayıf damarını yakalamıştı. T. Buğra
  9. (en) Capture.
  10. (en) Stalk.
  11. (en) To catch.
  12. (en) To collar.
  13. (en) To grip.
  14. (en) To grasp.
  15. (en) To apprehend.
  16. (en) To capture.
  17. (en) To grab.
  18. (en) To grapple.
  19. (en) Account.
  20. (en) Trap.
  21. (en) Catch.
  22. (en) Catch hold of.
  23. (en) Catch up on.
  24. (en) Claw hold of.
  25. (en) Clutch.
  26. (en) Collar.
  27. (en) Embrace.
  28. (en) Entrap.
  29. (en) Grab.
  30. (en) Grapple.
  31. (en) Grasp.
  32. (en) Grip.
  33. (en) Get hold of.
  34. (en) Hook.
  35. (en) İntercept.
  36. (en) Nail.
  37. (en) Nobble.
  38. (en) Overtake.
  39. (en) Pinch.
  40. (en) Pull up to.
  41. (en) Seize.
  42. (en) Seize on.
  43. (en) Snap up.
  44. (en) Snatch.
  45. (en) Tackle.
  46. (en) Take.
  47. (en) To seize.
  48. (en) To nail.
  49. (en) To nab.
  50. (en) To bag.
  51. (en) To arrest.
  52. (en) To run sb in.
  53. (en) To stop.
  54. (en) To get hold of.
  55. (en) Claw.
  56. (en) Corral.
  57. (en) Ensnare.
  58. (en) Hitch.
  59. (en) Lay fast.
  60. (en) Lay hand on.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010