|
tür
-
Çeşit, cins.
-
Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram.
-
Türlü.
-
Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. // Ama bu cins kavramı, kendi üzerinde bir başka cins varsa, yenidentür durumuna gelir ve bu böyle sürüp gidebilir. Mantık diliyle: Bir A sınıfı , bir başka sınıfın, B sınıfının kapsamı içindeki bir bölümü kurduğunda: B cinstir, A datür. (Ör. Hayvan canlı varlık karşısındatürdür, aslan karşısında cinstir.)
-
Birbirinden üreyen ve dirimbilimsel açıdan akraba olan canlı varlıklar öbeği. (Ör. Arslan ya da insan.
-
Type. sort. kind. variety. species. genus. breed. class. genre. ilk. persuasion. race. sort of. strain. stripe.
-
Breed. cast. class. description. form. genus. kind. nature. range. sort. species. stamp. type.
-
Type. sort. species. type. kind. class. description. family. genus. variety.
-
Door.
-
Species
-
Espèce
-
Species
-
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi
Örnek:
Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı. H. Taner
-
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
-
Türlü
Örnek:
Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir. Y. K. Beyatlı
-
Kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.
-
Assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.
-
Sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.
-
Tür, çeşit.
-
Aralarında ortak özellikler bulunan varlıklar topluluğu
Örnek:
Bizim operetlerimiz cinsinden bir sürü halk tiyatroları var. H. Taner
-
Soy, kök, asıl
Örnek:
Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur. M. E. Yurdakul
-
Garip, tuhaf.
-
Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu.
-
Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan
Örnek:
Derler ki, cins kediler bu çirkinliği gizlemek için tenha yerlerde ölmeye giderlermiş. P. Safa
-
1. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup, türleri içine alan taksonomik bir grup. Örnek: İnsan (Homo), köpek (Canis), meşe (Quercus). 2. Eşey. Genus.
-
Bk. eşey
-
Purebred. pedigree. pedigreed. pure-blooded. blooded. pureblooded. well-bred. kind. type. variety. species. genus. sex. gender. race. breed. cast. class. diversity. persuasion. quality. stripe.
-
Sort. type. kind. breed. genus. species. sex. gender. race. stock. grade. crank. oddity. purebred. thoroughbred. queer. weird. screwy.
-
Breed. family. genus. sex. type. variety. kind. category. race. stock. description. diversity. order. predicament. rate. species. stamp. stripe.
-
Genus
-
Gattung, Genus
-
Genre
-
Genus: ırk
-
Genus
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|