|
sunucu
-
Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse, takdimci, anonsör.
-
Sanatçıları ve gösterileri seyirciye tanıtan görevli. .
-
1. Televizyon haberlerini, haber izlencesini okuyan, sunan kimse
-
Televizyon yayınlarında bir izlenceyi, genellikle eğlence izlencesini sunan, izlenceyi yorumlayan, izleyici önünde gerçekleştirilen izlencelerde izleyicilere seslenen kimse.
-
Anchor
-
1. speaker, announcer, news announcer (reader, caster), 2. presenter, anchorman, linkman (a.)
-
Announcer. presenter. hostess. emcee.
-
Compere. ham. host. compère. emcee.
-
Server. master of ceremonies. emcee. compère. narrator.
-
Announcer
-
1. Sprecher (-in), Ansager(-in), Fernsehansager(-in), Fernsehsp-recher(-in), Nachrichtensprecher(-in), Tageschausprecher(-in), 2. Ansager(-in), Präsentator, Moderator
-
1. annonceur, speaker(-ine), téléspeaker(-ine), présentateur(-trice), lec-teur(-trıce), 2. anfmateur(-trice), présentateur(-tricé) (de programme)
-
Présentateur
-
Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi.
-
Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.
-
Bu istasyonun yayınlarını alan araç
Örnek:
Kasabanın matemine hürmet olarak bu akşam radyo susturulmuştu. R. N. Güntekin
-
Elektriksel imleri, telsiz olarak yaymak amacıyla elektromıknatıs ışınımdan yararlanma.
-
Radio (broadcasting), broadcasting
-
Radio.
-
Radio. tuner. wireless.
-
Radio. wireless set. above- the-line-advertising. advertising medium. audience. console. continuity. broadcasting corporation. cut in. jingle. theme advertising.
-
Funk, Rundfunk, Radio
-
Radiodiffusion (sonore, visuelle), télégraphie sans fil, TSF, radio
televizyon (nedir)
-
Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı.
-
Elektromanyetik dalgaları canlı resim haline getiren ve eğitim alanında kendisinden etkili biçimde yararlanılan araç.
-
T.v. television. tv. boob tube. box. gogglebox. telly. the tube.
-
Tele. television. telly. the box.
-
Television. above- the-line-advertising. advertising medium. communication media. console. gross rating point. high- involvement product. telly. theme advertising. tube.
-
Television
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|